​BEKTAŞİ

 Bugünlerde ülkemizin ve dünyanın hali malum. Çin diyarından başlayıp, bulaşmadığı memleket kalmadı. Şu anda bazı ülkelerde haddinden fazla, bazı ülkelerde de daha yavaş seyir halinde. Yatıyoruz, kalkıyoruz CORONAVİRÜS denen Tıp’daki deyimi ile COVİD-19 virüsü, evrenimizde epey can aldı. Almaya da devam edecek gibi duruyor.         

Vatandaş olarak biz ne yapıyoruz, Bilim Kurulunun önerileri doğrultusunda insanlarla temasdan kaçınıyor, aramıza sosyal mesafe koyarak, maske takarak, 20 yaş altı ve 65 yaş ve üstüne getirilen evde karantina gereği dışarı çıkamıyoruz.         

Peki ne yapılabilir evde, işin uzmanlarına kulak veriyoruz Tv’de. Hareketsiz durmayın hafif spor hareketleri yapın, kitap okuyun, bulmaca çözün, çocuklarınızla yap-boz oynayın, Tv’de yayınlanan ders programlarını da okula giden çocuğunuz varsa aman kaçırmayın. Evinizdeki çiçekleri sulamayı da unutmayın.          

Her türlü ihtiyacınız içinse Vefa Destek görevlilerini arayabilirsiniz. Ne mi? talep edebiliriz. Gıda, temizlik maddeleri, ilaç, emekli maaşınızın çekilip getirilmesi gibi. Hatta Tv’de haberlerde görüyoruz, yalnız yaşadığı için canı sıkılıp muhabbet kuşu isteyenler, kuzularım aç diyerek saman isteyen, küçük kardeşinin yaş günü için pasta isteyen, biz bize yeteriz TÜRKİYEM kampanyası için kumbarasındaki birikmiş harçlığının alınması için çağrı yapan kendisi küçük yüreği büyük afacan yavrularımızın katılım isteği. İster inanın ister inanmayın 70’lik Rakı siparişi bile veren oldu. Tabi ki bu istek de tutanak karşılığında teslim edildi.         

Bu arada berber ve kuaförler de kapalı olduğu için bizde de saç-sakal birbirine karıştı. Hadi sakalı bir şekilde keselim de, saçı ne yapacağız düşünüp duruyoruz. Kafaya takmayıp, memlekette çareler bitmez deyip o sorunu da kısa bir sürede çözeriz inşallah.         

Memleketin ahvali böyle de, yazının başlığındaki BEKTAŞİ ne ola ki demeyin. Güzel ve yalnız ülkem de ne güzel fıkralar, ne güzel hicivler vardır bilirsiniz. Nasreddin Hoca fıkraları, Temel fıkraları, Bektaşi fıkraları gibi. Bizde bu karantina günleri için birkaç Bektaşi fıkraları derledik. Dara düştükçe okumanız dileğiyle. Şimdilik hoşcakalın ve esenlik içinde olun.

DOĞRU SÖZ!

Bektaşi içiyordu. Kendisine:-Sarhoş olmaktan korkmuyor musun, dediler. O:-Hayır, benim sarhoşluğumdan kimseye bir zararım dokunmaz ki. Siz asıl içmeden sarhoş olanlardan çekinin.-Kim onlar? bir takım sonradan görmelerdir ki, ellerine dünya malı geçtiği için ne oldum delisi olurlar.

BORÇLAR

Paşalardan biri, dostlarından bir Bektaşi ile sohbet ederken, namazdan söz açılmış, Paşa sormuş:-Erenler borcun var mı?-Evet, Bakkal Ahmet ağaya on lira borcum var.-Hayır öylesi değil , namaz borcun var mı? deyince.Bektaşi:-Paşam demiş, onu Allah sorar. Siz soracağınız ancak bakkal borcudur.

AĞANIN KEYFİ

Konağın önünde oturup etrafı seyreden bir zata, Bektaşi’nin biri yaklaşarak:
-Erenler! Babaya birkaç mangır himmet et! der.

Adam arkasına dönerek yüksek sesle:

-Murat, Hasan’a söyle, Hasan vekilharca söylesin, vekilharç Ahmet’e söylesin, Ahmet de gitsin bu adama inayet ola desin.

Bunu dinleyen Bektaşi, iki elini havaya kaldırarak:

-Ya Rab! Cebrail’e söyle, Cebrail Mikail’e söylesin, Mikail İsrafil’e söylesin, İsrafil Azrail’e söylesin,Azrail de gelsin bu adamın canını alsın!.. der ve uzaklaşır.

Total Page Visits: 360 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: