2070

Bilim insanları 20.yüzyıldaki pek çok tıbbi gelişmenin de önce zenginlere hizmet ederek başladığını ama bir süre sonra bu gelişmelerin tüm nüfusa hizmet ettiğini ve sosyal ayrımların kapanmasına yardımcı olduğunu söylüyorlar. Aşı ve antibiyotikler ilk başta sadece Batı ülkelerinin üst sınıflarına hizmet ederken bugün her yerde, herkesin hayatını iyileştiriyor.         

Bu sürecin 21.yüzyılda da aynı şekilde seyredeceğini  beklemek iki açıdan hayalperestlik olabilir. Öncelikle tıp büyük bir kavramsal devrim yaşıyor. 20.yüzyılda tıbbın hedefi hastayı iyileştirmek iken, 21.yüzyılda bu hedef sağlıklıyı geliştirmeye dönüşmüş durumda.         

2070’te yoksul bir insan, belki bugün olduğundan çok daha iyi sağlık hizmetlerine ulaşabilecek ama zengini ayıran çıta çok daha yükselmiş olacak. 20.yüzyıl kitlelerin çağıydı, bu nedenle tıp kitlelere hizmet ediyordu. 20.yüzyılın orduları milyonlarca sağlıklı askere, ekonomisiyse milyonlarca zımba gibi işçiye muhtaçtı. Devletler halk sağlığı sunmaya başladılar. 1914’te Japon üst sınıfları yoksulları aşılamak, kenar mahallelere hastaneler kurmak ve kanalizasyon sistemleri yaptırmakla ilgilenmeye başladı. Sonuçta Japonya’nın güçlü bir orduya ve güçlü bir ekonomiye sahip olabilmesi için milyonlarca sağlıklı askere ve işçiye ihtiyacı vardı.         

Kitle çağının sonuyla beraber kitleler için tıbbın da miadı dolmak üzere. Askerlerin ve işçilerin yerini algoritmalar almaya başladıkça, en azından bazı elitler, onlara sağlık koşulları sağlamanın bir anlamı olmadığına karar kılabilir, bunun yerine bir grup süper insanı normun üzerine çıkarmaya odaklanmanın daha akıl karı olduğunu savunabilirler.         

Japonya ve Güney Kore çocukların eğitimine ve yetiştirilmesine olağanüstü çaba harcıyor. Teknolojik açıdan gelişmiş olan bu ülkelerde doğum oranları hızla düşüyor. Hindistan, Brezilya ve Nijerya gibi gelişmekte olan ülkeler Japonya’yla nasıl rekabet edebilir? Hintli, Brezilyalı ya da Nijeryalı elitler gelecek yüzyılda ne yapacaklar? Yüz milyonlarca ihtiyaç sahibinin sorunlarını mı çözmeye, yoksa birkaç milyon zengini daha da geliştirmeye mi yatırım yapmayı tercih edecekler? Japonya’yla boy ölçüşebilmek isteyen Brezilya, milyonlarca sağlıklı ama sıradan işçi yerine belki de yalnızca bir avuç süper insanla yoluna devam edecektir.         

20.yüzyılın kıtlığı, salgınları ve savaşları alt etmek gibi büyük hedefleri, istisnasız herkese bolluk , sağlık ve barış gibi evrensel değerler kazandırmayı amaçlıyordu. 21.yüzyıl idealleri, sıradan insanlara 19.yüzyılda Avrupalıların Afrikalılara davrandığı gibi davranacak yeni bir süper insan sınıfının doğmasına neden olabilir.         

Bilimsel keşifler ve teknolojik gelişmeler insanlığı işe yaramaz kitleler ve bir grup gelişmiş süper insan eliti olarak ikiye ayırır, ya da otorite insanların elinden zeki algoritmalara geçerse oluşan boşlukta hangi dinler ya da ideolojiler doğacaktır? O zaman evrenimizde yeni söylemler ne olabilir? Düşünelim.         

Yukarıda yazılanlar. Yuval Noah Harar’in kitabından alıntılardır. Gökçeada dan evrenin geleceğine bakarken acaba bir şeyler düşünebiliyor ve yakalayabiliyor muyuz diye şahsen ben düşünmeden edemiyorum. Gelin hep beraber konu üzerinde düşünelim ve tartışalım. En azından ufkumuz açılır. Yoksa geleceğimiz hep tehlikede olacaktır. Vakti zamanında, size özgürlükten önce ekmek gerek diyen Batılı’ya  Afrikalı kadının dediği ”KONUŞMA ÖZGÜRLÜĞÜM OLMAZSA, EKMEĞİMİ KİMİN ÇALDIĞINI NASIL SÖYLEYECEĞİM?” demesini örnek alarak düşünme özgürlüğümüze sahip çıkalım, tartışmanın kıymetini en azından bilelim.         

Esen kalın ve daima akıl sağlığımızı koruyalım.

Total Page Visits: 141 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: