​BALIKESİR-ÇANAKKALE VE GÖKÇEADA RANT HATTI -1-

Gökçeada’mızda ”Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” olarak tescillenmiş ve sınırlarında inşaat yapılması yasak olan Gökçeada Lagünü’nde yapılan tüm itirazlara rağmen otel inşaatı tüm hızıyla devam etmektedir. Gökçeada Belediyesinin ruhsat verdiği otel inşaatı hemen şimdi durdurulmalıdır. 181 kuş ve 184 bitki türüne yaşam alanı olan Gökçeada Lagünü aynı zamanda flamingoların göç yollarında durak noktasıdır. Ayrıca adamızda ki martıların da  üreme alanıdır. Gökçeada ekosistemine zararı kaçınılmaz olan otel inşaatının durdurulması için geç kalmadan yasal dava hakkımızı kullanmamız ve Gökçeada halkının ve Sivil Toplum Örgütlerinin  bu konuya duyarlı olması gerekir daha fazla geç kalmadan. Yine adamızda açılmak istenen taş ocağı ile ilgili bir gelişme olmaması da sevindiricidir.
           

Adamızda yaşanan bu iki girişim ilk değildir ve son da olmayacaktır. Ve bunları da göz önünde bulundurarak Balıkesir-Çanakkale İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın yaratacağı rant hattı ve gelişmeleri tekrar hatırlatmak, gündemde tutmak unutmamak içindir yazılarımız.1/50000 Ölçekli Balıkesir-Çanakkale İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı için Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü’nün açıklamış olduğu, Bütünleşik Kıyı Alanları Planının Kapsamını şöyle belirtmektedir; 

  • ​Uluslararası yükümlülükleri karşılayan
  • Koruma ve denetimle ilgili tedbirleri belirleyen
  • Yerel beklenti ve talepleri yönlendiren
  • Örtüşen yetki alanlarını düzenleyen
  • Kıyı alanlarındaki yatırım süreçlerini hızlandıran
  • Kıyı kullanıcıları arasındaki anlaşmazlıkları çözen
  • Çevre sağlığı ile ekonomik gelişim arasındaki dengeyi sağlayan bir araçtır.
  • Ayrıca, bu planlar değerli ve kıt kaynak olan kıyı alanlarında koruma-kullanma dengesini gözeterek kıyılarda bütüncül bir çerçevede ne yapılır ne yapılmaz çerçevesini çizen bir rehberdir diye açıklamaktadır.

            Bütünleşik Kıyı Alanları Planlaması gerekçeleri ise şöyledir;
           

* Kıyı yatırımları ile ilgili karar verme sürecinin geliştirilmesi ve hızlandırılması           

* Kıyı yapı ve tesislerine ilişkin veri envanterinin oluşturulması           

* Kara ve su ekosistemleri konusunda çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması           

* Arazi kullanım planları için alt bölgeleme yapılarak stratejik çerçeve oluşturulması           

* Kıyı yönetim modeli ve izleme sisteminin oluşturulması           

* Kıyı yapı ve tesislerine ilişkin veri envanterinin oluşması
           

Siyasi otoritenin yabancı yatırımcılara çağrı yaptığına dikkat çeken Mimar İsmail Erten, söz konusu planın yabancı sermayeye davet mektubu olduğunu açıkça belirtmiştir. Yapılan planda deniz kirliliğine, çevre kirliliğine sebep olabilecek alanlar yapıldığını, örneğin; Çanakkale turizmi için büyük değerler olan Gökçeada ve Bozcaada ciddi kirliliklere sebep olabilecek tehlikeli atık taşıyan gemilerin bekleme alanları olduğunu da görüyoruz. Gökçeada, Bozcaada ve Saros Körfezi açıklarında böyle şeylerin yapılması endişe vericidir.
           

Balıkesir-Çanakkale İlleri Bütünleşik Kıyı Alanları Planı CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan tarafından meclis gündemine getirilerek konuyla ilgili soru önergesi hazırlayarak Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum tarafından yanıtlanmasını istemiştir. Soru önergesinde cevaplanmasını istediği konulardan bazıları şöyleydi;
           

Plana göre Güney Marmara olarak adlandırılan, Balıkesir-Çanakkale kıyı şeridi, Gelibolu Tarihi Yarımadası ve Bozcaada ile Gökçeada’yı da içine alan bölgede, mega yat limanlarından, dış ticarete yönelik Ro-Ro taşımacılığına, yolcu iskeleleri, tersaneler ve çekek yerlerinden, endüstriyel yük limanlarına, turizm tesislerinden, yat limanları ile balıkçı barınaklarına kadar birçok yatırım öngörülüyor. Plan raporunda ”Plandan kaynaklanması beklenen yöre, bölge ve ülke için olumlu sosyal ve ekonomik etkiler kadar, özellikle yörede yaşayan halk için ortaya çıkabilecek olumsuz etkiler (Varlık kaybı, tarım ve balıkçılık gibi faaliyetlerin uygulama sonrasında yürütülememesi vb.) de göz önüne alınmalıdır” ifadeleri yer alıyor. Fakat plana göre oluşturulacak yapılaşmanın, gereksinim duyacağı karasal ve deniz ulaşımı kapsamında söz konusu alana ve çevresine (doğa, kültürel, sosyal-ekonomik ve tarihi çevreye) etkisi değerlendirilmemiştir. Söz konusu plan dolayısıyla oluşabilecek toprak ve su kaynaklarındaki kirlenmenin boyutu nedir ve bunun önüne nasıl geçilmesi düşünülmüştür? Yörede uygulama sonrası yöre halkı açısından meydana gelebilecek kayıpları nasıl telafi etmeyi planlıyorsunuz?
           

Kıyı Gökçeada, Bozcaada, Marmara Adası, Avşa Adası ve Paşa Limanı Adası gibi adalar bütünüyle kıyı planı kapsamına alınmıştır. Bu karar ile adalarımız kapsamında plan ve karar süreçlerinde yerel yönetimlerin ve dinamiklerin devre dışı bırakılması mı amaçlanmaktadır? Adalarımızın geleceğinin belirsiz planlama kararlarına açık bir konuma sürüklenmesinin sebebi nedir? gibi, Özgür Ceylan toplam 18 soru yönlendirmiştir. 
           

Yazı bitmedi, çok önemli olduğu için hem hafızamızı tazeleyelim diye gelecek yazımda devam etmek dileğiyle.
           

Esen kalın…Memleket güzel…”Bu Memleket bizim”

Total Page Visits: 250 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: