BASINDA, EDEBİYATTA VE YAŞAMDA GÖKÇEADA’MIZ -2-

 Bir önceki aynı başlıklı yazımın konusuna kaldığımız yerden ikincisi ile devam edelim. Konumuz GÖKÇEADA, adamızdaki ters yapılaşma süreci derhal durdurulmalı ve adanın geleneksel doğal yerleşim kültürüne ve dokusuna ters düşmeyecek, çirkin betonlaşmaya yol açmayacak, dolayısıyla kaş yapayım derken göz çıkarmayan, doğal güzelliği kollayıp gözetecek planlı, ölçülü ve çağdaş bir imar yoluna girilmelidir.           

Zira adanın gelişmesi ve geleceği, kültürle gerçekleşecek ya da yozlaşacaktır. Doğal turizm kültürü, doğal tarımsalve hayvansal üretim, çağdaş eğitim kurum ve kuruluşları adanın geleceğini ve gelişmesini gerçekleştirecek temel kültür alanlarıdır. Doğal turizm kültürüne elbette deniz, sörf olanakları dahildir. Son yıllarda sörf ve deniz turizminde görülenhızlı artış karşısında başta Aydıncık kumsalı ve kefaloz sahillerin pis ve çirkin salaş barakalarla doldurulması kabul edilemez.           

Türkiye’nin en güzel kumsallarından biri çöplük haline getirilemez. Arıtmalı turizm tesisleri, sahilden en az üç yüz metre içe doğru yamaçlarda tasarlanıp kurulmalıdır. Adalımız, yazar Yüksel Pazarkaya’nın yukarıdaki düşüncelerine canı gönülden katılmamak Gökçeada’mıza yapılacak en büyük kötülüktür. Gelecek nesillere ihanettir.           

Gökçeada için 2005 yılında yapılan uzman gözlemi özetle şu sonuca varıyor. ”Gökçeada halen var olan tatlı su ve kara ekosistemleriyle zengin bir doğal yapıya sahiptir.” Var olan doğal yapının ivedilikle bilimsel ölçütlere göre değerlendirilerek Gökçeada doğa envarterinin tespit edilmesine ihtiyaç vardır.             

Her yerde olduğu gibi denetimsiz yapılaşma ada için kültürel ve doğal alanda ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Doğal zenginlikler içinde yer alan Tuzla gölü çok önemli bir konuma sahiptir. Çünkü Tuzla Gölü’nün uluslararası Ramsar Sözleşmesi kriterlerine göre bile korunması gereken bir önemi varken ne yazık ki hala dikkate alınmadığı gibi, bir yapılaşma baskısı altındadır. Burada kısaca Ramsar Sözleşmesinden bahsedeyim. 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde birçok ülke tarafından sulak alanların korunması yönünde imzalanan bir sözleşmedir.             

Türkiye 1993’te Ramsar Sözleşmesi’ne taraf olmuştur. Ve sözleşme 1994 de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Dolayısıyla sulak alanların korunması zorunluluktur. Sulak alanların kaybedilmesi halinde geri dönüşün mümkün olmadığı bir gerçektir. Sulak alanların bulundukları yerin ekolojik dengesi açısından hayati olduğunu özellikle belirtelim.             

Melih Cevdet Anday’ın 1960’ların başında bir grup mavi yolcuyla geldikleri İmroz’a bayılmışlardır. Ada canlı yaşayan bir yermiş o zamanlar. Yıllar sonra, bir kez daha yolu düştüğünde buraya, gördüğü yıkım karşısında dayanamayıp aynı gün ayrılmış adadan.             

1895 de nüfus 8.500 kişiymiş, 1997’de 8.875. Ülke nüfusunun yaklaşık yedi kat arttığı son yüzyılda ada nüfusu değişmemiş. Adadaki Rum halkı zaman içinde türlü tedirginliklerle evlerini bırakıp Yunanistan’a göç ettiği ve adanın boşaltıldığı bir gerçek. Yerlerine 1975 de Trabzon’dan, 1984 de Isparta ve Karadeniz’den daha sonraları Muğla, Burdur, Çanakkale ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler adaya yerleştirilmiş.           

Bunca farklı kültürlerden insanların bir araya gelip, bu arada adanın geçmiş kültürüyle de kaynaşıp bir bütün oluşturmaları kolay değil, elbet. Söz gelimi, adanın tepelere kurulmuş geleneksel yerleşimleri ile, göçmenler için devletin ovalara yaptırdığı yapay köyler inanılmaz bir karşıtlık oluşturuyor.           

Yazımızı Selma (Esemen) Necatigil’in Tasarım Mimarlık İç Mimarlık ve Görsel Sanatlar Dergisi sayı 63, 1996 yılı sayfa 110’da yaptığı saptamayla noktalayalım. ”Türkiye’nin turizm ve gelişme adına yaşadığı olumsuz deneyimlerine eklenen yeni bir kötü tecrübe olmazsa, Gökçeada farklı kültürlerden insanların bir arada yaşadıkları hoşgörü, barış ve dostluğun yaşandığı bir ”mutlular adası” olmaya aday. Yeter ki, gelen kültür kendine ait iyi örnekleri sergilesin…           

”Gelen kültür kendine ait iyi örnekleri sergilesin”, reçete budur.             

Esen kalın, memleket güzel…”Bu memleket bizim”

Total Page Visits: 152 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: