BİAT YOK! SORULACAK SORU VAR!

Biat edilen yerde sadece cevapları duyarsınız. Sorulan soruları asla duyamazsınız. Çin atasözü der ki; ”Soru soran birkaç dakika aptal olur, soru sormayan sonsuza kadar aptal kalır.” Soru sormak cesaret işidir. Soru sormak özgürlük işidir. Derler ki, iyi sorular insanı aydınlatır, büyük sorular dönüşümlere yol açar.           

O halde bizde yazımıza sorarak başlayalım. Bu arada hafızamızı tazelemiş oluruz. AKP milletvekili Tülay Babuşcu ”600 yıllık imparatorluğun 90 yıllık reklam arası sona erdi.” derken, AKP milletvekili Ayhan Oğan ”Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır” derken, Cumhuriyet aleyhine mücadele eden İskilipli Atıf Hoca gibilerin Valilerce kamu töreniyle Çorum da anılması, laik demokratik sosyal hukuk devletinden rövanş almak istemi olmasın sakın.           

AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan ”Yeniden Kuruluş Anayasası” yapılacak derken Tayyip Erdoğan’ın 2023 hedefini mi? açıklıyordu dersiniz. Adalet Bakanı Abdullah Gül’ün ”Cumhuriyeti, 1921 Anayasası ruhuyla taçlandıracağız!” derken, sözleriyle 1921 Anayasasın da belirtilen ”Devletin dini İslam’dır” maddesini günümüz şartlarında yeniden canlandırarak asıl hedefin  laikliği yok sayarak devletin dininin Anayasada yer almasını sağlamak mıdır? 1921 yılı koşullarıyla 2021 yılı koşullarını bir tutmak doğanın tabiatına, siyasetin tabiatına ters düşmüyor mu?           

SOL Partinin 18 Şubat 2021 tarihli anayasa mektubunda ki açıklaması fikrimizi teyit ediyor.”1921 Anayasası’na referans verilmesinin altında bir yanıyla laiklik ilkesini kaldırarak Cumhur ittifakında yer almayan muhafazakar çevrelere, bir yanıyla da ulus devlet öncesi bir dönemde yazıldığı için muhafazakar Kürtlere hitap etme amacının yattığı hissediliyor. Saltanat ve hilafetin henüz kaldırılmadığı Cumhuriyetin söz konusu bile edilmediği bir döneme denk gelen 1921 Anayasasının temel alınmasının Türkiye’yi daha da geriye götürmekten başka işlevi olamaz. Bugün yeni bir tuzak kuruluyor.”           

Hedefimiz hep ileriye doğru adımlar atmak mı? olması gerekiyor. Yoksa, kafamızı 600 yıl geri çevirerek mi? Yönümüzü bulacağız. Şunun farkında olalım ki tehlikeli bir dönemeçteyiz. Aman dikkat!Havuz medyası da dahil propaganda makinası gibi çalışılıyor ”algı yaratmak” için. Toplumun düşüncelerini yönlendirmek amacıyla hızlı bir tempoda çalışılıyor.            

Sonunda yapmak istedikleri algının, kendilerine mizah olarak döndüğünü göreceğiz gibi geliyor.Sağlıcakla kalın sevgili Gökçeadalılar…           

Total Page Visits: 48 - Today Page Visits: 3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: