BİR ZAFERİN ARDINDAN

18 Mart Tarihi şüphe yok ki Aziz milletimiz için ve özellikle de Şanlı zaferin Yaşandığı topraklarda yaşayan biz emanetçiler için çok değerli ve büyük bir gurur vesilesi.  Zafer dünya tarihine altın harflerle yazılmış bir destan olarak tarihte yerini alsa da o zafere giden kanla ,gözyaşı ile , fedakarlıkla yoğrulmuş bir süreç var ki o süreç bugünlerde en çok ihtiyaç hissettiğimiz “Çanakkale Ruhu”nu doğurmuştur. Çanakkale de Mehmed’im  Sultan Alparslan’dan , Ertuğrul Gazi’den  , Osman Bey’den emanet olarak aldığı vatan toprağını tarihinden aldığı ilhan ve damarlarındaki asil kanda mevcut bulunan kudret ile canı pahasına kanı pahasına müdafaa etmeyi borç bilmiş ve bayrama gider gibi ölüme , şehadete gitmiştir. Bu durumu Gazi Mustafa Kemal’in şu vecizesi ne de güzel anlatır ; “Siperler arasında ki mesafe sekiz metre, yani ölüm muhakkak…Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmamacasına kamilen düşüyor. İkinciler onların yerine geçiyor…Fakat, ne kadar gıpta edilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? …Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, hiç ufak bir korku ve endişe göstermiyor, sarsılmak yok… Okumak bilenlerin elinde Kur’an-ı Kerim cennete gitmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler kelime-i şehadet getirerek yürüyorlar. Emin olunuz ki, Çanakkale Savaşlarını kazanan bu yüksek ruhtur.” Zafere giden süreç hepimize şunu çok iyi ifade der ki ; “Söz konusu Vatan İse , gerisi teferruattır.” Türk’ün mayasında vatan sevdası yüksek yoğunlukta mevcuttur. Dünya bugün dahi bunu anlamakta güçlük çekmektedir.

          Zafere gider kanlı süreçte söylenecekler günler hatta aylar sürer ve bu sözler söylenmeli bilinmesi gereken her şey bilinmelidir. Lakin burada kısa kısa birkaç çarpıcı anekdot dahi hepimiz için yeterli olacaktır. Hepimizin bildiği “Hey onbeşli onbeşli , Tokat Yolları Taşlı” diye başlayan türkünün Rumi 1315 yılında doğup henüz 15 yaşını doldurduğunda vatan için ölmek , şehadet şerbetini kana kana içmek için Çanakkale’ye koşan yaşı küçük yüreği dağlar kadar büyük olanlar için yazıldığını biliyor musunuz? Yada 1915 yılında Tıbbiye’ ye kaydolan 1. sınıf öğrencilerinin tamamının vatan aşkı ile koşar adım cepheye gittiklerini ve  Çanakkale’de şehit düştüklerini , bu nedenle de Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane 1921 yılında hiç mezun veremediğini biliyor musunuz? Peki yazdığı mektubunda biricik yavrusuna : “Yavrum, Hasan’ım, Kınalı Kuzum,” diye hitap ettikten sonra , başındaki kınayı soran komutanının merakını yazdığı şu cümleler ile gidermeye çalışan “Bizim burada Allah için kurban seçilen koçların başını kına ile sürerler. Ben de dört kardeşin içerisinde en çok seni sevdiğim için seni vatan, millet ve Allah yolunda kurban olarak seçtim. O yüzden başını kınaladım.” Hatçe ananın kınalısı, ciğerparesinin bu mektup cepheye ulaştığında şehit düşmüş olduğunu biliyor muydunuz? Ya dile kolay 215 kiloluk top mermisini kemiklerinden ses gelerek top kundağına yerleştiren Koca Seyit’in o gücü nerden aldığını biliyor musunuz? Yada Dünyanın Yenilmez armadası unvanı ile boğaz önlerine gelen donanmanın içinde kör seyir yaparak mayın döşemeyi ve zaferin imzasını atma cesaretini Nusrat mayın gemisi mürettebatı nereden bulmuştur? Bunun gibi sayısız örnek vermek mümkündür şüphesiz. Bir milletin Amasız , fakatsız , lakinsiz olarak vatan toprağını savunmak için can vermeye , kanını akıtmaya koştuğu yerdir Çanakkale. Dolayısıyla Çanakkale Dünya nezdinde tarih bilincini kazanmanın en müstesna örneği olarak halen kabul görmektedir .  

          Bu kahramanları her daim anlamak ve anmak , Çanakkale Ruhunu öncelikle yüreğimizde akabinde çevremizde diri tutmak adına her türlü çabayı göstermek boynumuza borçtur. Bu vatanı Sultan Alparslan’ dan emanet olarak alan dedelerimiz kanları ile muhafaza etmeyi başarmış ve bize emanet etmiştir. Bizler de her an bu emanete sahip olduğumuz şuuru ile davranmak durumundayız. Allah bu millete bir daha böylesine zor günler yaşatmasın. Başta Çanakkale Şehitlerimiz olmak üzere Vatan , Millet ve Bayrak için toprağa düşen tüm aziz şehitlerimizi Rahmetle ve Hayırla yâd ediyorum. Mekanları Arzu ettikleri gibi Cennet-i Alâ olsun inşallah.

Total Page Visits: 215 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: