BİZ BU DEĞİLİZ.

Dünyayı, hepimizi, tabiri caizse kasıp kavuran bu virüsle tanışmamızın üzerinden nerdeyse bir yıl geçti. Bir yıldır zor günler yaşıyoruz. Lakin günlerimiz ne kadar zor geçse de bizler bir o kadar da vurdumduymaz tavırlar sergilemeye devam ediyoruz. Bilim insanlarının günler geceler süren çalışmaları sonucu alınan ve amacı bizleri korumak olan kurallar karşısında umursamaz tavrımız sayesinde hasta sayıları her geçen gün artarken başımızı iki elimizin arasına alıp düşüneceğimize sağlık çalışanlarımıza methiyeler düzüyoruz. Oysa sağlık gönüllülerimiz bizden bu methiyeleri övgüleri değil kurallara uyarak Onların yorgunluklarını risklerini azaltmamızı bekliyor. Geldiğimiz noktada yeni kısıtlamalar ile karşı karşıyayız. Geleceğimiz evlatlarımız okullarından ayrı kalacak yine. Hiç bilgisayarın karşısına geçip bilmediğiniz bir konuyu öğrenmeye çalıştınız mı? Bir deneyin isterseniz belki evlatlarımızı ne denli zor durumda bıraktığımızı anlayabilir empati yapabilirsiniz. Ya da bilgisayarınızı odanızda açın ve karşınızda hiç bilmediği bir konuyu öğrenmek zorunda olan ama motivasyonu bitmiş psikolojisi kötü 20 çocuğa bildiğiniz bir şeyi öğretiyormuş gibi düşünün. Bu arada o 20 çocuğun olur olmaz sorular ve cümleler ile sözünüzü kestiklerini ve buna benzer zorlukları da göz önüne alın. Nasıl? Öğretmenler evlerinde yan gelip yatmıyormuş değil mi? Ne kadar zorda bırakmışız yıllarca sınıfları dolduran öğrencilerine aşık öğretmenleri. Kim bilir o boş sınıflara ara ara girip ne hayaller kuruyorlardır. Pek çok işyeri faaliyetini durdurdu veya kısıtlamak zorunda kaldı. Esnaf dostlarımız dükkanlarına gidemiyor. Yanlarında çalışan evlerine ekmek götürme derdinde olan emekçi dostlarımız şimdilerde gidecek bir işe kazanacak ekmek parasına uzak maalesef. Şimdi işinize gidemediğinizi, evde oturmak ve yarın evde ne yemek pişecek ya çocuğumun bir ihtiyacı olursa ne yaparım diye kara kara düşündüğünüzü tasavvur edin. Evde otururken eşinizin çocuklarınızın yüzüne mahçup mahçup kaçamak bakışlarla baktığınızı düşünün. O suçluluk psikolojisini ve mahcubiyeti iliklerinize kadar hissedin. Şimdi anlıyor musunuz Esnaf ve emekçi dostlarımızı nasıl dara düşürdüğümüzü?

            Hiçbir şey için geç değil. Bizde böylesine vurdumduymaz bir millet değiliz. Dara düştüğümüzde birbirimize nasıl kenetlendiğimizi, komşumuz aç iken yediğimiz lokmamızın boğazımızda nasıl düğümlendiğini hem biz biliriz hem de cümle alem. Gün bu güzellikleri yeniden anımsamak ve yaşamak günüdür. Bu zor günlerden kurtuluşun reçetesi el birliği, gönül birliği yapabilmekten geçer. Biz bunları gayet iyi biliriz. Ondan dolayıdır ki işimiz zor değil. Yapmamız gereken bu süreci normalleştirmek adına konan kurallara harfiyen uymak. Maske takmak, özellikle kapalı alanlarda mesafeyi korumak ve hijyene maksimum özen göstermek. Bunlar çok mu zor? Sokağa çıkma kısıtlaması olan saatlerde sokağa çıkmazsak ne kaybederiz? Yukarıda saydığım dramlara sebep olmak çok daha zor değil mi? Her birimizin vicdanında.

            Hadi gün bugündür. Biz bu değiliz deyip kendimize dönmek özümüzü bulmak her şeyin iki hafta sonra değiştiği bir sabaha uyanmak için yeterli. İnanın Biz bu değiliz diyebilmemiz ve yeniden Biz olmamız yeterli…

Total Page Visits: 119 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: