ÇOK MU ZOR ADALI OLMAK!

Gökçeada’nın demografik yapısını incelediğimizde, 1923 Lozan antlaşması ile ada teslim alındıktan sonra 1946-1947’li yıllardan itibaren çeşitli gerekçeler ile yurdumuzun değişik bölgelerinden gelen, daha doğrusu devlet tarafından getirilen iç göçmenler vasıtasıyla yavaş yavaş değiştirilerek günümüze kadar gelinmiştir.

Adamızın geneline bakıldığında kendisini Çanakkaleli, Karadenizli, Ispartalı, Vanlı, Dersimli ve Bulgaristan göçmeni olarak gören, hatta eski yıllarda adamızda olan hapishaneden dolayı cezasını çeken hükümlülerin tahliye olduktan sonra Gökçeada’da kalarak bazılarının şu anda adamızın ileri gelen esnafları olduğunu da biliyoruz.

Sorunumuz şu, Gökçeada’da yaşayanlar olarak ne zaman artık bizler ADALIYIZ diyebildiğimiz zaman çoğu yaşanmakta olan sorunun da ilacı olacaktır.

Tabi ki kimse kökenini, nereden geldiğini unutmasın. Örf, adet ve geleneklerini yaşatsın. Bu adamızın kültürel çeşitliliği olacaktır. Bizlere zenginlik katacaktır.

Bu açıdan baktığımızda hiçbir sorunumuz yok.

Ancak hala ADALIYIM diyemiyorsak bunun sakıncaları ve eksikliklerini, siyasi parti oluşumlarında, sivil toplum örgütlerinin çeşitlerinde mesela; derneklerin, vakıfların, çeşitli kooperatiflerin kuruluşlarında ve gelişim süreçlerinde yaşıyoruz, yaşayacağız.

Bu da bizi dar kalıplara sıkıştıracaktır. Hoşgörülü olmamızı engelleyecek, katılımı sınırlayacak,  ufkumuzu daraltacaktır.

ADALIYIZ diyemedikten sonra, bu yönde adımlar atıp bilinçlenmedikçe işimiz gerçekten zor. Her zaman ayrıştırmacılık ister istemez ön plana çıkacaktır.

ADALIYIZ diyebildiğimiz zaman, karşılıklı sevgi-saygı hakim olacak. Gökçeada için alınacak kararlar daha yapıcı ve uygulanabilirlik olasılığı daha yüksek olacaktır. Yapılacak iyi şeylere köstek olmak isteyen kişi veya yapılar bu pota içinde eriyip gitmeye mahkûm olacaktır.

Türk ve Rum toplumlarının Gökçeadamızda birlikte yaşaması ise ayrı bir güzelliktir. Kıymetini bilelim.

ADALIYIZ demeyi becerdiğimizde ve bunu içimize sindirdiğimizde tabi ki bunu gelecek nesillere de aktardığımız ölçüde dürüst ve sözüne güvenilir, üretimden yana, refah düzeyi yüksek, paylaşımcı bir ada toplumu yaratmaya başladık demektir.

Total Page Visits: 411 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: