DOĞAL KAMUSAL ALANIMIZ,” YILDIZKOY”

Gökçeada halkı adamızın en bakir koylarından olan Yıldızkoy’da imara açılmak istenen 288 dönümlük alan için tek vücut oldu, dayanışma içinde bu yanlış kararın geri alınması için mücadelesini ”ADA DAYANIŞMASI” olarak sürdürmektedir. Bu konudaki gelişmeleri anımsarsak;
           

Gökçeada Belediye Meclisinde yapılan toplantıda, 4 Ekim 2021 tarihinde oy çoğunluk ile kabul edilen ‘Yıldızkoy Koruma amaçlı imar planı’ onay için Çanakkale Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’na gönderilmişti. Kurulun yapmış olduğu ön inceleme sonucu planda eksiklikler tespit edilerek, eksikliklerin giderilmesi için Kasım 2021 tarihinde Gökçeada Belediyesine iade edilmişti. Bu süreçte Gökçeada Kaymakamlığı, Türkiye’nin ilk ve tek Sualtı Milli Parkı içerisinde kalan Yıldızkoy’da  yapılaşmaya neden olacağı gerekçesiyle ADA DAYANIŞMASI‘nın da karşı çıktığı imar planının, yürütmesinin durdurulması için davacı oldu. Çanakkale 2. İdare Mahkemesi Telafisi güç veya imkansız zararlarının ortaya çıkacağı kanaati gerekçesi ile imar planı için yürütmeyi durdurma kararı vermişti.
           

Prof. Dr. İlhan Tekeli mesleki olarak konunu uzmanı emekli bir öğretim görevlisi olarak, kamusal alan konusuna nasıl yaklaşmaktadır birlikte bakalım;
           

Yaşam kalitesi özel alanda kurulamaz. Kamusal alana çıkmak gerekiyor. Kamusal alan vakit geçirmek için gidilen bir alandır. Örneğin İzmir’deki kıyı projesi tam böyle bir kamusal alandır. İzmirliler orada günün iki üç saatini geçirir. Türkiye kamusal alanı kullanmasını yenilikçiliğe açık olarak öğrenirse yaşam kalitesini sıçratabilir. O zaman yaşam anlamlılık kazanabilir. Anlamlılık ev içinde kolay kolay üretilemez. Anlamlılık, insan ilişkileri içinde üretilebilir.
           

Kamusal alanı bir zapturapt mekanı olarak mı? Düşünmek gerekir yoksa bir yenilikçi mekan olarak mı? Düşünmek gerekir. Gençlerin talepleri de yaratıcı fikirlerin ortaya konmasıyla gelişen bir şey. Her şeyin emir komuta zinciri altında olduğu bir yerde anlamı olmaz, anlam yaratılmaz.
           

Yıldızkoy’un durumunu ele alırsak, dünyanın tek cittaslow (yavaş şehir) adası ünvanı’nı elinde bulunduran Gökçeadamızdaki Türkiye’nin ilk ve tek ”su altı milli parkı” Yıldızkoy’da bulunmaktadır. Şimdi bu doğal kamusal alan, bulunmaz bir ekosisteme sahip alan imara açılmak istenmektedir. Çevrenin imara açılmasıyla bölgedeki oluşacak nüfus yoğunluğu ve atık sorununun Yıldızkoy’da ki deniz ekosistemini geri dönülemeyecek şekilde tahrip edeceği gerçeğini unutmayalım.
           

Yıldızkoy da var olan mera alanları, yapılaşma ile işlerliğini kaybedecektir. Hayvancılık, tarımsal üretim ve arıcılık için uygun olan flora ve coğrafi koşullar ortadan kalkacaktır. Organik ada olmamız risk altına girecektir. Gökçeada kuzusu ve Gökçeada arısı gibi tescilli değerlerimizin yok olmasına bile bile göz yummuş olacağız demektir. Halbuki tescillenen bu değerler adamızın vazgeçilmez simgeleri olmuştur. Asla buna fırsat vermemiz gerekir, tüm ada sevdalıların buna müsaade etmemesi için dayanışması gerekmektedir. Yıldızkoy’un 3.derece Arkeolojik Sit alanı sınırları içinde tanımlanması, buraların koruma kararları kapsamında olduğunu da unutmamamız gerekir.
           

Doğanın hakları ile diğer hakların çatışması durumunda doğanın haklarının üstün olduğuna ilişkin bir yönelimi dünya çevrecileri ortaya koymuştur. Çevresel zararların giderilmesi önemlidir. Doğa yok sayılamaz, temel ve öncelikli öneme sahiptir. Unutmayalım sağlıklı bir çevre hakkı, diğer herhangi bir haktan daha önemlidir.
           

Mesele, Yıldızkoy’da imara açılacak 288 dönümlük alan değil, doğanın haklarının korunması esastır. Doğanın sadece kesin tahribatlara karşı değil, tahribat olasılığına karşı da korunmasıdır asıl önemli olan. Yıldızkoy’da oluşacak doğal tahribatlar, sadece şimdiki nesil için değil, gelecek kuşaklar üzerinde de etki göstereceğini hep birlikte geç kalmadan düşünelim derim.
           

Esen kalın…Memleket güzel…Bu memleket bizim.

Total Page Visits: 292 - Today Page Visits: 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: