DÜNYA FELSEFE GÜNÜ

2002 yılından bu yana kutlanan “Dünya Felsefe Günü” nedeniyle Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin 2020 için yayınladığı mesajı ve Gökçeada Belediyesinin organizasyonuyla Çocuklarımıza “Felsefe Günleri” etkinliği ile tanıdığımız değerli öğretmenimiz Belgin ÖNAL’ın konu ile ilgili yazılarını siz değerli okuyucularımız ile paylaşarak felsefenin önemli olduğunun altını çiziyoruz.

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin 2020 DÜNYA FELSEFE GÜNÜ MESAJI

“Uyanık gözlerle dünyaya bakmaya başladığımdan beri gördüğüm belki de en zor yılı yaşıyoruz.

İnsan eliyle afetlere dönüştürülen doğa olayları karşısında, yaptıklarıyla insanlığımızı bize hatırlatan insanların yanında, “fırsattan istifade” etmek peşinde olan insanlar, pandemiyle savaşmak için getirilen bazı kısıtlamaları sözüm ona “özgürlük” adına protesto eden kalabalıklar, “zelzeleyle konuştuğunu ve bu konuşma sayesinde zelzelenin durduğunu” internette paylaşanlar, acaba neyin belirtileridirler? Ya da: “kıymetli zamanınızı kendinize saklayın, tezinizi/ödevinizi biz yazalım” şeklinde, cehaletin yol açtığı şaşırtıcı rahatlıkla reklam verenler ve bunu doğal karşılayanlar; tweet’lerle uluslararası siyaset yapmayı alışkanlık haline getirenler, dünyanın bugünkü durumu hakkında nelere işaret oluyor?

Bunlar ve sizlerin ekleyebileceği başka birçok yaygın anlayış ve davranışlar, yapılanlar arasında etik değer farkı görememenin –yani “ne olsa, olur”un geçerli olmasının– ve tüketim toplumunun “siz çok önemlisiniz”, başka bir deyişle “müşteri olarak çok önemlisiniz” diyerek kişilerin bencilliğini okşayan reklamlarının ve başka bu gibi olguların hem sonuçları hem de belirtileri olarak görünüyor.

Bu durum karşısında, insanların insan olma bilincini kazanmalarına yardımcı olmak, insan olmanın her birimize yüklediği sorumluluğu ve gerektirdiklerini insan olan herkese hatırlatmak en başta felsefeye ve eğitimine düşüyor.

Bu yıl bu olağan dışı koşullarda 18.sini kutladığımız Dünya Felsefe Günü hepimize kutlu olsun.

İoanna Kuçuradi Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı

Şimdi de Belgin ÖNAL Hocamızın paylaşımını okuyalım.

DÜNYA FELSEFE GÜNÜ (Belgin Önal)

2002 yılından beri her yıl Kasım ayının üçüncü Perşembe günü, Dünya Felsefe Günü olarak kutlanmaktadır. Dünya Felsefe Günü kutlanması önerisini getiren, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin başkanı olduğu Türkiye Felsefe Kurumu’dur. Türkiye Felsefe Kurumunun önerisi UNESCO tarafından kabul edilerek “Dünya Felsefe Günü” 2002’de ilan edilmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı da belirli gün ve haftalar listesine Dünya Felsefe Günü’nü almıştır. Ne güzel! Ne onur! Hele ki öğrencisi olduğum kıymetli hocamın elinin değip de güzelleştiremediği hiçbir şeye tanık olmamışken.

Hele ki, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’nin 2004 yılında yayımladığı Dünya Felsefe Günü kutlama mesajı felsefenin toplumla ilişkisi açısından hala devam eden önemini vurgulayan sözlerle doludur;

“(…) Dünya Felsefe Günü, olan bitene ve yapmak üzere oldukları felsefi değer bilgisiyle bakmaya ve bilgiyle düşünmeye çoğu insanın ayıracak vakti olmadığı felsefenin ne işe yaradığını göstermek ve bu amaca hizmet eden bir felsefe eğitiminin dünyamızda neler sağlayabileceğini hatırlatmak için bir fırsat oluşturuyor.”

Sayın Kuçuradi’nin Dünya Felsefe Günü’nün 10. yıl kutlamaları sebebiyle 2011 yılında yayınladığı mesaj da üzerinde düşünmeye değer:

“Dünya Felsefe Günü bu yıl 17 Kasım’da, onuncu defa kutlanıyor. Ülkemizde bu, buruk bir kutlama olacak.

Cehaletin sorumsuzluğunun sonuçlarını yaşıyoruz yine. Bu, kaçıncı defa?

Bunun için bu yıl en başta eğitici olan meslektaşlarıma seslenmek istiyorum: Kitle iletişim araçlarının birçoğunun, varlık nedenlerinin onlara yüklediği sorumluluğu unutarak yaptıkları programları seyreden çocuklarımızı ve gençlerimizi, insan olmanın sorumluluğunu nasıl taşıyabilecekleri üzerinde düşündürebilir misiniz?

Bu bağlamda da, kitle iletişim araçlarında çalışan felsefecilere ve felsefeden nasibini almış kitle iletişim araçları mensuplarına seslenmek istiyorum: Seyredeni, etik değer sorunları üzerinde canı sıkılmadan düşündürebilecek programlar yapabilir misiniz?

Bir de televizyon kanallarında seyrettiğimiz reklamları yapanlara, özellikle de reklamların yayımlanmasını kabul etmekten sorumlu olanlara seslenmek istiyorum: Her şeyi kendi amaçları için araç olarak kullananların dünyası için değil de, insan olmaya saygı duyan insanların dünyası için reklamlar yapabilir misiniz?”

Fakat Felsefe öğretmenleri olarak yorgunuz maalesef. Ders anlatmaktan değil, anlatamamaktan. Sorgulamayı, bilmeyi, öğrenmeyi, kendi gibi düşünmeyenlerin de var olduğunu ve hoşgörüyü çoktan bırakmış gençlere anlatamamaktan.

Çocukları kendi çağlarının yarattıkları sorunların içinde debelenip dururken aslında rasyonel, hakça, sorgulayıcı bir düşünce sisteminden geçmeyen hiçbir sorunun çözülemeyeceğini gözden kaçırıyorlar. Yani Felsefe yapmaktan kaçınırken, ciddiye almazken, umursamazken bile felsefenin “Nasıl yaşamalıyız?” sorusuyla tam da hayatın içinde olduğunu görmezden gelerek kaçıyorlar. Ve biz Felsefe öğretmenleri ya da öğretemeyenleri olarak üzülüyoruz. Suyun tersine yüzmekten bitkiniz. Düşünüyoruz ve o kadar yalnızız. Oysa felsefe her yerdedir. “Ölüm, dünyanın güvenilmezliği, yenilgilerimiz, kaçamayacağımız dünya karşısında ne yapabilirim?” ya da “Dünyada inanmaya değer, sonsuzluk, dostluk, mutluluk, özgürlük nedir? , “Bu hayat erdemle nasıl yaşanmalıdır?” soruları tam da bize ait üzerinde düşünülmeye değer sorulardır. Bizi felsefeye iten köken arayışıdır. İlk neden merakıdır. Hayret etmek bizi bilgi edinmeye zorlar. Zorlamalıdır. Felsefe yapmak bir tür uyanıştır ama ne yazık ki ayakta uyuyanlar ülkesinde davul çalsanız uyanmayacaklar vardır.

Epiktetos felsefeyi “ Kendi zayıflıklarının ve acizliğinin farkına varmaktır.” diye yorumlar. “Durumlar, olgular, her şey değişirken ben bu çaresiz ölümlü yalnızlığımla nasıl başa çıkabilirim?” sorusu hangimizi ilgilendirmez ki? Ölmek zorunda olduğumuzu unutuşla başlar belki de düşünmekten kaçış.

Evet, hepimiz bir kurtuluş, tahammül yolu arıyoruz. Sığındığımız pek çok şey var.

“Hangi kapıyı çalsam/karşımda buruk acı” şarkısının sözleri gelir bu durumlarda aklıma. Felsefe yapmak her şeye rağmen iç bağımsızlığını her gün örsle dövmek demektir aslında. Bunu kendi kendimize ve bir başımıza yaparız. Bağımsızlık, sahip olunamazlık anlamı da taşır ve bunun için felsefe yanı başımızda olmalıdır.

Sorgulayan, düşünen insan olmak için sorulara ihtiyacımız var. Çünkü biz, ölümle doğum arasındaki çizgide ne yapacağımızı bilmek istiyoruz. Aklımız bilmek istemeye devam ediyor oturdukları rahat koltuklarında kalbimizin inandıkları keyif çatsa da. Dünyanın içindeyken düşüncelerimizle onu aşmak istiyoruz.

Gerçekte çocuklar dahil hepimiz çoktan kendi çocukluğumuzu kaybettiğimiz için felsefeden uzak kalıyoruz. Okumuyoruz en başta. Merak edip sorular sormuyoruz. Saçma buluyoruz felsefe sorularını.

Belki de korkuyoruz. Rahatımız kaçar, cevapsız sorularımızla toplumun geleneği karşısında yapayalnız kalırız diye. Felsefe biraz da cesaret işidir aslında. Kendi aklını kullanma cesareti gösterme, elleri cebinde de ıslık çala çala kalabalıkların arasından yüreklice sıyrılıp, kendi patikanı bulma işidir.

Oysa ne güzel yazmış Aziz Nesin “Çocuklarıma” adlı şiirinde;

“Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun

Düşün düşünebildiğince üç boyutlu

Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya

Sanki senden önce düşünen hiç olmamış

Dalga mı geçiyor düşler mi kuruyorsun

Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum

Düşlerini som somut görüp şaşsınlar

Böyle dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler

Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum

Derlerse ki bu işler bir şeye yaramaz

De ki bütün işe yarayanlar

İşe yaramaz sanılanlardan çıkar”

Bin bir yüzlü prizmanın içinden kendi yüzümüzü aramaya çıktığımız uzun yoldayız. Çok yasaklı bir ülkede çok bilinmeyenli soruların dünyasındayız. “Ne için burada olduğumuzu bilmiyorum ama keyif çatmak için burada olmadığımızdan eminim. “ diyor L. Wıttgenstein. Haksız da sayılmaz bana kalırsa.

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’ye ve Felsefe Öğretmeni Belgin ÖNAL Hocamıza paylaşımlarından dolayı teşekkür ederiz.

KENDİNİ VE YAŞADIĞI DÜNYAYI SORGULAYAN VE DÜŞÜNEN İNSANLARA SELAM OLSUN..

Total Page Visits: 162 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: