GÖKÇEADA VE MEŞE PALAMUDU AĞAÇLARI

Öncelikle belirtmeliyim ki bu yazının yazılmasında konu önerisinde bulunan köylüm, orman mühendisi Penbe hanıma peşin peşin teşekkür ederim.         

Gelelim konumuz olan meşe palamudu ağacına, ne çok var değil mi? adamızda. Muhakkak dikkatinizi çekmiştir. Türkiye’mizde en çok batı ve kuzeybatı taraflarında görülmektedir. Anadolu topraklarında doğal olarak yetişir. Kurak yerlerde bile yetişme özelliğine sahiptir. Meşe palamudunun meyvesi özellikle boya sanayinde kullanılmaktadır.Meyvesinin besleyiciliği ile sincap, tavşan gibi kemirgen hayvanların önemli bir gıdasıdır.         

Meşe palamudu ağacı özellikle yüksek kalorili bir yakacak olarak da kullanılır. Meşe palamut ağacı yaklaşık 5 yıl içinde meyvesini vermeye başlar. 25-30 yaşları arasındaki palamut ağacı en verimli olduğu dönemdir. Eylül ayında toplanan meşe palamudu kurutulup toz haline getirildikten sonra birçok bitkisel ilacın içinde kullanılmaktadır. Yaprakları ve kabuklarından faydalanarak tedavi amacıyla eski zamanlardan bu yana Anadolu da kullanılmaktadır.         

Meşe palamudu ağacı sık yağış alan yerlerde pek büyümez. Kurak arazilerde verimli bir şekilde yetişmeye elverişlidir. Türkiye’de yaklaşık 30 çeşidi bulunmaktadır. Hastalıkların şifası olan palamut, bir kaşık palamut tozu tüketildiğinde özellikle kabızlık sorununa bire birdir. Aynı zamanda ishale de iyi gelir. Açık yaraların dezenfekte edilmesinde palamut meyvesinden faydalanılır. Aynı zamanda kandaki glikoz seviyesini düzenleyerek diyabete neden olan riskleri azaltır. İçeriğinde bulunan vitamin ve mineraller bakımından zengindir. Çoğu yerde kahvesi yapılır, yararlı bir içecek olarak tercih edilir. Hayvan yemi olarak da palamut kullanılır.         

Meşe palamudunun meyvesine Pelit denir. Eski zamanlarda halkın temel gıdası olan pelit unu yapmak için toplanan palamutlar güneşte kurutulduktan sonra, kırılarak pelitleri ayıklanır. Daha sonra iyi bir el değirmeni veya mutfak robotunda olabildiğince öğütülür. Daha sonra bir kaba konarak üzeri kaplanacak şekilde su eklenmeli. En az günde bir defa bu su süzülmeli, üzerine yeniden su eklenmeli. Yaklaşık olarak bir hafta işleme devam etmeliyiz. Pelit unu tatsız olmalı, acı bir tat yada ağız buran etkisi olmamalıdır. Elde edilen un saklanmak isteniyorsa güneşte iyice kurutulmalıdır.          

Pelit unundan lezzetli ekmek, kek, kurabiye yapılabilir.         

Yukarıda verdiğimiz tanıtım bilgilerinden sonra, acaba diyorum madem adamızda çok miktarda palamut ağacı var, meyvesinden faydalanarak üretilecek gıdalar Gökçeada’ya has bir marka’ya dönüştürülebilir mi? Adamıza katma değer yaratabilir miyiz. Gelen yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunabilir miyiz diyorum. Halen pelit ununun 250 gramı 22,50 TL’den satılmaktadır. Yani kilosu 90 TL. Düşünmeye değmez mi? Sizce meşe palamudu gelecekte temel besin maddemiz olur mu?          

Yatırımcılar ekmeğe gösterilen talepte artış olduğunu öngörürlerse genetik mühendisliğinden faydalanarak en verimli buğday türünü geliştirmeye çalışan biyoteknoloji firmalarından hisse alabilirler. Sıcak para akışı, şirketlerin araştırmalarını hızlandırmasını, böylece daha fazla buğday üretebilmesini sağlar ve ekmek tedarik ederken yaşanan sıkıntıların önüne geçilmesini mümkün kılar. Kapitalist sistem böyle söylüyor.         

Bizler adada yaşayanlar olarak ata tohumlarından üretim yapıp, adamızın doğasında bolca bulunan meşe palamudu ağaçlarından faydalanıp, adamıza gelecek iç ve dış turistlerin beğenisine de sunabiliriz. Gökçeadalı girişimcilerin dikkatine sunulur. Sağlıcakla kalın.

Total Page Visits: 317 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: