HİÇ’LİK ÜZERİNE..

En zor sorulardan bir tanesidir, kendinizi nasıl tanımlarsınız.
Birçok farklı yerde, farklı konular içerisinde; hayatlarımızda muhakkak karşımıza bir defa dahi olsa çıkmış bir sorudur diye tahmin ediyorum.

Peki bu soruyu kendinize hiç sordunuz mu? Kendinizi, kendinize nasıl tanımlarsınız? Çünkü tahmin edebileceğiniz gibi en zorudur; kendimize, kendimizi tanımlamak..
Bahsetmek istediğim; ne olduğumuz ve ya ne olacağımız üzerine bir tanımlama değil, ek olarak herhangi bir karakteristik özellik de değil.
Bu soru sorulduğunda aklımıza ilk olarak sabırlıyım, neşeliyim, sinirliyim vb. şeklinde karakteristik özellikler gelmekte. Elbette bunlar da bizi tanımlayan özelliklerin parçası durumunda.
Hakeza sevip sevmediğimiz şeyler de bu parçalardan bir tanesini oluşturmakta; ailemi çok seviyorum, dedikodudan nefret ederim, arkadaşlarım benim için değerlidir gibi.
Fakat sormak istediğim; kendinizi, kendinize sorduğunuz vakit aldığınız yanıt nedir? Hayat içerisinde ne ifade ediyorsunuz?
Hayır, kesinlikle sahip olunan herhangi bir mevki-makamdan yahut maddi olarak sahip olunan bir varlıktan söz etmiyorum.
Aksine ne olursak olalım, neye ve nelere sahip olursak olalım, evren içerisinde küçücük bir yer kapladığımız ve bir hiç olduğumuzun farkında olmamız gerektiği.
Yani aslında tıpkı Şems-i Tebrîzî’nin de dediği gibi: “Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken, sen hiç ol…
Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı; nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutanda benlik zannı değil “hiç’lik bilinci”dir.” Başta söz edilen bu hiç’lik bilincini kavrayıp, daha sonrasında hayatlarımızdaki her eylemde farkında olarak ilerleyebilirsek, her konudaki başarı bizimle beraber olacaktır.

Sahip olduğumuz her şey öylesine geçici ki: güzellik, şan-şöhret, para ve daha birçok şey.. İşte bu sebepten ötürü kendimizi tanımlarken bahsedilen hiç’lik bilincinin farkında olmamız gerekmekte. Bir gün Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:
– “Kimsin?”
– “Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
– “Sen kimsin?”
– “Mutasarrıf” demiş adam, kabara kabara.
– “Sonra ne olacaksın?” diye sormuş, Nasrettin Hoca.
– “Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
– “Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
– “Vezir” demiş adam.
– “Daha daha sonra ne olacaksın?”
– “Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
– “Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
– “Hiç.”
– “Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: “Hiçlik makamında!”

”Hiç’lik bilinci”ne sahip olduğumuz ve ”hiçlik makamı”nı kavrayabildiğimiz bir hayatta görüşmek üzere..

Total Page Visits: 204 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: