Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan

Size bir kitaptan söz etmek istiyorum: “İslâm İnançları Sözlüğü”. Kitabın yazarı : Orhan Hançerlioğlu. Yayınevi: Remzi Kitabevi.Yazar, kitabı İslâm inanç, deyim, terim ve akımlarını anlaşılır bir dille kaleme almış.

 Bugün Kutsal Ramazan Ayı’nın bu ilk günü, “İslâm İnançları Sözlüğü”nden “Ramazan”ın ne anlama geldiğini okuyalım:Kur’anın yeryüzüne inmeye başladığı kutsal ay… Sözcük anlamında “kumları kızgın eden gün” demektedir. Arap takviminin dokuzuncu ayıdır ve ay anlamına gelen şehr (Şahr) deyimiyle birlikte şehr-i ramazan biçiminde kullanılır.
Bakara sûresinin 185.âyeti şöyle der: “Ramazan öyle bir aydır ki Kur’an onun içinde indirilmiştir. O Kur’an ki doğru yolun apaçık inandırıcı belgelerinin taşıyıcısıdır, doğru ile iğriyi ayırt edicidir. Öyleyse içinizden bu aya erişenler oruçlarını tutmalıdır. Hasta olanlarla yolculuk edenler için tutmadıkları günler sayısınca oruç tutmak vardır. Allah size kolaylık göstermek ister. Güçlük göstermek istemez. Bu da o günlerin sayısını doldurmanız, sizi doğru yola ilettiğinden ötürü Allah’ı ululamanız, O’na şükretmeniz içindir.”

Ramazan, Kur’anda bulunan tek ay adıdır. Arapların kamerî yıl takvimlerinin güneş yılı (şemsî) takviminden eksik olması nedeniyle (ki vaktiyle birkaç yılda bir takvimlerine bir ay ekleyerek bu farkı kapatmaya çalışırlardı. Nesâ adı verilen bu işlemi Kur’an yasaklamıştır.) Ramazan ayı çeşitli mevsimlere gelir, kimi zaman yaza, kimi zaman kışa rastlar. Ramazan ayının sonunda oruç açma sadakası (sadaka-i fıtır) verilir ve üç günlük bir bayram yapılır.
Ebû Hüreyre şu hadîsî nakletmektedir: “İnanarak ve bilerek Ramazan ayını ihyâ edenin (oruç tutarak, sadaka vererek, terâvih kılarak,vb.) geçmişteki bütün günahları bağışlanır.”

Orhan Hançerlioğlu’nun yukarda sözünü ettiğim “İslâm İnançları Sözlüğü”nden, Ramazan ayının Müslümanlara farizası olan “oruç”un ne anlama geldiğini okuyalım:
Güneşin doğmasından batmasına kadar geçen sürede yememek, içmemek ve cinsel ilişkide bulunmamak yoluyla yapılan tapım… İslâm dininin beş temel koşulundan biridir. Kamerî yılın Ramazan ayında olmak üzere her yıl bir ay tutulur. Bakara sûresinin 183.âyeti şöyle der: “Ey inananlar oruç boynunuza borç oldu.”
[Prof.Dr.Yaşar Nuri Öztürk’ün çevirisinden âyetin tamamını aktarıyorum: “Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. Bu sayede korunmanız umulmaktadır.”]

Oruç, Allah tarafından zorunlu kılınmadan önce Hz.Muhammed’in Medîne’de Müslümanlara, Yahudilerin yaptıkları gibi, yılda bir kez sadece aşurâ gününde oruç tutmalarını buyurduğu bilinmektedir. Yahudiler ve Hıristiyanlar da yılın belli günlerinde belli nesneleri yememek suretiyle bir çeşit oruç (perhiz) tutarlar.

Orhan Hançerlioğlu’nun bir başka kitabı olan “Dünya İnançları Sözlüğü”nde (Remzi Kitabevi) oruçla ilgili şu bilgiler yer almaktadır:

Çilecilikte ve ilkel inançlarda da özel oruçlar tutulmaktadır. Müslümanlıkta oruç Ramazan ayında farz’dır ve bütün ay süresince tutulur. Bundan başka adak oruçları, Hz.Muhammed’e uymak için tutulan oruçlar (Örneğin, Peygamber, Muharrem ayının 9, 10, 11. günleri oruç tutarmış), her kamerî ayın 14. 15. 16. günleri tutulan müstehap oruçlar vb. oruçlar da vardır.
Bunlara karşı Kurban Bayramı’nın dört gününde ve Ramazan Bayramı’nın birinci günü oruç tutmak haram, Nevruz günüyle Muharrem ayının yalnız 10.gününde oruç tutmak mekruh’tur.
Hastalar, yolcular ve emzikli kadınlar zoruç tutmayabilirler. Bununla beraber belli özürlerle tutulmayan oruçlar, sonradan tutulmak üzere kazâ edilir.

Tüm İslam Aleminin Ramazan aylarını kutlar, oruçlarının kabulünü dilerim!

Yakup AVCI
Total Page Visits: 168 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: