KANSERDE PSİKOLOJİK DESTEĞİN ÖNEMİ

Kanser, dünyada ve ülkemizde sağlığı tehdit eden önemli sağlık sorunlarından biri olup, ölüme yol açan hastalıklar arasında, dünyanın birçok ülkesinde ve Türkiye’de kalp-damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almaktadır. Kanser tek başına bile olumsuzlukları çağrıştıran bir kelime maalesef. Sadece bu yüzden kanser tanısı alan hastaların genellikle olumsuz tepkiler vermesi bile aslında beklenen bir durum. Düşünün ki; bazen sıradan bir hastalık tanısı almak bile günlük yaşamda dengeleri bozarken kanser tanısı almak, düşünün ki yaşam dengelerini psikolojik, sosyal, ekonomik vb. alanlarda ciddi bir biçimde etkiliyor.

Genellikle ölüm ve yoğun acı çekme olarak algılanan kanserin kriz sürecinde hastaların verdikleri en yaygın tepki; şok ve inanmama oluyor tabi. Bu reddedişin nedeni, aslında, çoğu zaman katlanamayacakları ya da katlanmalarının güç olduğu gerçek durum karşısında hissettikleri kaygı ve panik duygularını savunma ihtiyacı. Gerçeği reddederek bu ‘korkunç’ olarak düşünülen durumdan kurtulduklarını düşünüyorlar. Genellikle ‘niye ben’ ile başlayan cümlelerle kızgınlık ve isyan hissine kapılıyorlar.

Kanser tanısı alan kişinin geleceğe yönelik beklentileri, planları bozulduğu için, kişi hayatı üzerinde sahip olduğu gücü yitirdiğini hissetmeye başlıyor. Bunun sonucunda, korku, kaygı, çaresizlik gibi duygular yaşaması da gayet doğal oluyor. Ölüm riskinin olması, başka birilerinin bakımına muhtaç olmak durumu, beden görünüşünün bozulacağı düşüncesi ve ağrı, acı çekme korkusu; kanser hastalarının kanser hastalığıyla ilgili olarak en çok endişelendiren durumlar.

Eğer bir kanser hastası kendisini devamlı mutsuz hissediyorsa, yoğun bir isteksizlik içerindeyse ve eskiden zevk aldığı şeylerden artık zevk alamıyorsa bu, dikkate alınması gereken bir durumdur. Kendini uzun süre mutsuz, kaygılı, karamsar, umutsuz, huzursuz veya öfkeli hisseden kanser hastalarının profesyonel destek almaları, bu zorlu süreçleri atlatmalarında onları motive edecek ve tekrar yaşama gücünü ellerine almalarını sağlayacaktır.

İlaveten ruhsal destek almak, hastanın korku ve kaygılarını azaltarak yaşam kalitesini yükseltmesine katkı sağlayacağı için, kişi hastalığıyla daha iyi başa çıkabilme şansını yakalıyor. Zira, beden ve zihin birbiriyle sürekli iletişim halindedir. Ruhsal ve psikolojik açıdan olumlu olan kişinin, bedeni de olumlu bir şekilde etkileniyor tabii ki.

Olumlu düşünmek bağışıklık sisteminizi de olumlu bir şekilde etkiliyor. Ancak bu durum, ‘kendimi hiç kötü hissetmemeliyim, kötü bir şey düşünmemem lazım’ şekilde algılanmamalıdır.

Herkesin kendini nedenli-nedensiz kötü hissettiği zamanlar olabilir. Hiçbir insan sürekli çok mutlu, kaygısız, neşeli, enerjik vb. olamaz.

Önemli olan kötü hissedilen zamanların mümkün olduğunca azaltılmaya çalışması.

Ayfer ÖZDEMİR

Uluslararası Nlp ve Profesyonel Yaşam Koçu

Bilinçaltı ve Kişisel Gelişim Uzmanı

Astroloji Danışmanı

Total Page Visits: 177 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: