KIBLEM SENSİN YÜZÜMÜ SANA DÖNERİM

 Covid-19 salgını en çok ikili ilişkilerimizi etkileyen ve uzun vadeli olacağını tahmin ettiğimiz sürecin içinde bulunmaktayız. El sıkışmak, sarılmak, öpüşmek gibi temas biçimlerinden haklı olarakkorkar hale gel (in) dik.         

Hayatımızda yaşanan acı gerçeklerden olan, özellikle de genç işsizliğin toplumsal ve psikolojik boyutu ve aile içindeki hane halkı ile birlikte yaşadıkları gerçeğini ülkemiz nasıl çözebilecek, henüz belli değil. Yaşanan ekonomik sıkıntılarla birlikte izlediğimizde, hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı gerçeği kördüğüm gibi önümüzde durmaktadır.         

Pandemi’nin küçük esnaf diye tanımlanabilecek birçok iş kolundaki etkileri kolay kolay düzeltilebilecek gibi görünmüyor. Ülkemizde son sürat arka arkaya gelen ve daha da geleceği beklenen zamlar karşısında halkımız gerçekten zor günler geçirmektedir. Üretim yapamayacak duruma gelen çiftçilerimizin durumu içler acısıdır, ithalat yaparak sorunun çözülebileceği zannedilmektedir. Dönemin en büyük kazananları ise büyük teknoloji devleri.Evde çalışan kadınların özellikle bu dönemde iş yükleri çok fazla artmış görünmektedir. Öyle ki sırf iş yükü değil şiddete maruz kalmalarının arttığını da ne acıdır ki basından öğreniyoruz. İstanbul Sözleşmesinden çıkılmış olması kadınlarımızı iyice savunmasız bırakmaktadır. Kadınların,gençlerin ve çocukların bu dönemde yaşadıkları stres ve sorunlar bir sağlık nedeni olarak önümüze gelmektedir. Sorumluların bu konulara da acil çözüm üretmeleri gerekmektedir. Covid-19’un bizlereöğrettiği en önemli konulardan biride budur. 30 sefer mutasyona uğramış olan yeni Covid-19’un son şekli de, yorgunluk belirtisi dışında bir emare göstermeyen Afrika da ortaya çıkan ve hızla Avrupa da yayılmaya başlayan OMİCRON varyantı. Bu yeni varyant için gerekli tedbirleri almak için uğraşması gereken Sağlık Bakanlığımız, Avrupa dan Covid-19’lu hasta ithal edip tedavi yapmak istemektedir. Dünya Sağlık Örgütü de teşekkürlerini iletiyor. Ülkemizde ortalama günlük 200 kişiyi Covid-19 vakaları ile kaybettiğimizi Sağlık Bakanlığı pek önemsemiyor galiba.         

Özellikle yakın tarihimizde yaşanan pek çok kriz, doğal afet ve toplumsal travmalardan sonra iyi olmak, iyi kalmak oldukça zorlaştı, yaşayarak bunları görüyoruz. Salgının ilerideki safhalarda  denetime alındığını düşündüğümüz zamanlarda bile normal hayatlarımıza döndükten sonra, bizleri nasıl bir dönüşümün beklediğini bilmiyoruz. Yaşayarak göreceğiz hep birlikte. Her şey bir anda hayatımızda sıfırlanmayacak. Birtakım izler, etkiler kalacaktır. Ve bunların gelecek nesillere yansımaları da olacaktır.         

Bir andan dogmatizme teslimiyet artsa da, bilimin önemi her geçen gün daha da hissedilecektir.Çaresizlik, kaygı, endişe ve korku yaratıcılık ve bilimsel üretkenliğin önünü açacaktır. Geçmiş tarihiincelediğimizde, yaşanan savaşlar ve tüm felaketlerden sonra önemli gelişmeler, köklü değişimlerve dönüşümler hep yeni icatları da beraberinde getirmiştir.         

Yaşadığımız yüzyılda radikal dini ve ideolojik sapmalarda da bir artış beklenebilir. Kurallarını bir virüsün koyacağı diktatörlüklerin önünün açılması global sermaye düzeninin, sömürüsünü kolaylaştıracağı için dört gözle bekledikleri bir fırsat olacaktır. Bizlere düşen görev ise kültürel ve siyasi açıdan birbirimizle ve doğaya sahip çıkarak kurduğumuz ilişkileri sil baştan yeniden tasarlayabilmek tek çıkış yolumuzdur.         

Kıblem sensin sosyalizm, yüzümü sana dönerim.         

Esen kalın… Memleket güzel…Bu Memleket bizim.

Total Page Visits: 327 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: