Koparılan her takvim yaprağından kan damlıyor.

Şöyle bir haftalık takvim yapraklarına bakınca bile insanın içi gidiyor.

Kanlı 1 Mayıs ile başlıyor bu hafta. 34 işçinin Taksim meydanında katledilmesiyle.

4 Mayıs’ta Dersim katliamı çıkıyor karşımıza. Roza Şiyaye (Kara Gün)

Bugün ise; Yoldaşım Deniz’in, Yusuf’un, Hüseyin’in.. 3 Fidanın ölümün üzerine yürüdüğü gün bugün.

Gelin o günlere gidelim. Mesela ‘’Ali ELVERDİ’’ kimdir, bilir misiniz? Veya ‘’Baki TUĞ’’

Bunlar Deniz’imin, Hüseyin’imin, Yusuf’umun katilleri. THKO 1 davasının savcı ve hakimi.

Ama bir çoğumuz hatırlamayız değil mi bu isimleri.

Tarih yüz karalarını unutturur bize bazen ama asla yüz aklarını unutturmaz. Denizler 1972’de ödedikleri bedel ile 2022’de kalbimizde, fikirlerimizde, sokaklarımızda ve ovalarımızda yaşıyor hâlâ.

Ama maalesef bu memleket hâlâ o günkü tam bağımsızlık çıkmazının içinde çırpınıp duruyor. Ümidin düşmanları dün oldukları yerde her gün kötülüklerine yenilerini ekliyor. Onların karşısında çarpışan Denizler, Yusuflar, Hüseyinler ise doğrusundan şaşmadan büyüdükçe büyüyor.

O gün koparılan 3 fidan, bugün yakmalara, yıkmalara mağlup olmayacak kadar büyük bir orman artık. Yalnız değiliz…

Bir ufka vardık ki artık
Yalnız değiliz sevgilim.
Gerçi gece uzun,
Gece karanlık
Ama bütün korkulardan uzak.
Bir sevdadır böylesine yaşamak,
Tek başına
Ölüme bir soluk kala,
Tek başına
Zindanda yatarken bile,
Asla yalnız kalmamak.

‘’Ahmed ARİF’’

Üstadın dediği gibi ‘’Zindanda yatarken bile, asla yalnız kalmamak’’..

Zindanda yalnız kalmamanın tek yolu hakikate inanmaktır dostum. Ve hakikatin onurlu bir yaşam olduğunu unutmamak. Eğer bildiğin yolda, zalime karşı dururken payına düşense zindan, sen halkınla berabersin orada da. ‘’ Ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.’’ diyerek yürüdüyse ölümün üstüne Deniz’im ve eğer ölümse seni ziyaret edecek olan Denizler, Mahirler gibi o genç yaşında. Sen hep yaşayan olacaksın o dik duruşunla.

Günlük zevklere, bencilliklere yenik düşmeden, toplum için, memleket için yaşamayı öğrendikçe güzelleşecek her bir zerresi bu toprakların. En çorak topraklarımızda yoncalar biçecek rençberlerimiz. İstanbul’un o beton sanayi sitelerinde mor krizantemler açacak. Sevdikçe bu memleketi, kendinden çok. İşte o gün yaşanabilir yapacağız bu toprakları.

Total Page Visits: 176 - Today Page Visits: 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: