KUDÜS’Ü HAK ETMEK

Kadim Şehir Kudüs. Her dinin özel bir önem atfettiği kutsal belde. Müslümanların İlk Kıblesi Mescid-i Aksa. Miraç hadisesinde Efendimizin Peygamberliğinin en büyük delili olan gece yolculuğu yaptığı kutsal mescit. Şimdilerde yine zulüm altında tabiri caizse yakılıp yıkılmaya çalışılıyor.

Kim tarafından; yüce kitabımız Kur’an da yeryüzünde fitne ve fesat çıkarmak için uğraştığı, bozucu ve bozguncu olduğu ve lanetlendiği defalarca zikredilen İsrail oğulları kavmi tarafından. Buna kimsenin Gücü Yetmez Zira O kutsal Mescit’te Tıpkı Mescid-i Haram Gibi Kâbe gibi Allah’ın koruması altında. Nasıl ki Allah Dönemin zalimi Ebrehe den Kâbe’yi beytini koruduysa Zalim İsrail den de Mescid-i Aksa’yı koruyacak elbet. Mühim olan kimin eliyle koruyacak, koruyacak el olma şerefine erişmek bize nasip olur mu? diye mücadele etmek. Zira Allah Beytini Kâbe’yi Ebrehe denen zalimden Ebabil Kuşları ile korumuş bu şerefi o kuşlara nasip etmiştir. Mescid-i Aksa’yı koruma şerefini Müslümanlara verir mi acaba? İş te bu noktada çok büyük kaygılarım var. Zira bir şeyi elde etmek için önce çok istemek lazım akabinde de çalışmak, çabalamak, yılmamak.

Şimdi Düşünün Kudüs ve çevresini Haritada. Karadeniz’e kadar çıkın Arap Yarımada’sından aşağı doğru gidin doğuya doğru İran Irak tarafına diğer yandan da Mısır Afrika genişletin bakış açınızı. Şimdi bakın bakalım görüşünüzde kalan ülkelerin insanlarının inançlarına. Şunu göreceksiniz ki İsrail dışında neredeyse hepsi Müslüman. Ve bu haritada İsrail neredeyse görünmeyecek kadar küçük bir nokta.

Müslümanlar ümmet olabilseydi İsrail ümmetin tükürüğü ile boğulurdu. Ama bir başına pervasızca zulm edebiliyor.  Neden çünkü ümmet bölük pörçük.  Çünkü Müslüman Müslüman gibi düşünmüyor, davranmıyor, yaşamıyor. Hani Müslüman sadece Allah’a boyun eğer O’ndan başka güç tanımaz bilmezdi. Şimdilerde kimi Müslümanlar makam önünde eğiliyor, kimi para, kimi güç.  Hani Müslüman ne zulmeder nede zulme boyun eğerdi. Müslümanlar bal gibi zulmediyor hem de zulme baş kaldırmaktan aciz konuma düşmüş durumda.  Ne buyurmuştu Hz. Ali (R.A.) efendimiz “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”

Ne oldu size yahu Müslümanlar Gazze de kardeşlerinizin uğradığı zulüm ve haksızlıklar ayyuka çıktı dizi film izler gibi her yerden görülebiliyor neden sesiniz çıkmıyor? Dilsiz Şeytan mı oldunuz? Yoksa dünya ziynetleri ve şatafatla sarmaladığınız saraylarınızdan duyulmuyor mu? Mazlum kardeşlerinizin sesi. Yoksa sesinizi çıkaracağınız an Ağababalarınız aba altından sopayı mı gösteriyor? Yoksa siz Allah’a kul olmaktan sapıp fanilerin talimatlarına teslim olmayı mı seçiyorsunuz? Şimdi Müslüman’ın hali buyken Allah Mescid-i Aksa’yı koruma gibi şerefli bir vazifeyi Müslüman’a verir mi? Var mı? bir Selahaddin-i Eyyubi İçimizde? “Kudüs’te gözyaşı varken bir Müslüman nasıl güler? Nasıl uyur deyip yatağı döşeği kendine haram kılan” bileği ve yüreği dağlar kadar güçlü bir Selahaddin-İ Eyyubi çıkarabilir mi? bugün ümmet. Ben cevabını vereyim hiç sanmıyorum.

Geldiğimiz noktada yapılabilen tek şey Allah’ım sen Kudüs’ü kurtar Orada zulüm gören kardeşlerimize yardım et. Diye dua, dua yakarmak. Oysa Allah’ım sen bize feraset ver, güç, kuvvet ver ve kutsal beldeni korumak üzere bize yardım et bizi muzaffer eyle deyip kaç kişi dua ediyor. Hep işimiz olmasını istediklerimizi Allaha havale etmek kimse Allah’ım bana güç ver de ben bu işi yapayım ve hem isteğim hasıl olsun hem de senin rızana kavuşayım demiyor. Bu kafa bize bir arpa boyu yol aldırmaz. Yine dualar için elimizi açarız gözyaşları ile yalvarırız. Yine birkaç gün unutana kadar İsrail mallarını boykot ederiz. Yine her yerde ve her ortamda katil İsrail !  , terörist İsrail! nidaları atarız. Sonra mı? Her şeyi unutur eski hayatımıza döneriz. Ta ki İsrail yeni bir zulme kalkışana kadar. Bir gün gelir bir bakarsınız ki Allah dualarınızı kabul etmiş ve Mescidini Kutsal Beldeyi kurtarmak için korumak için ebabil kuşlarını göndermiş. İşte o zaman keşke bu vazife bana nasip olsaydı der hayıflanır dururuz. Belki de aklınızın ucundan bile böyle bir şey geçmez.

Özetle her şey hak etmekle başlar bugün Mecsid-i Aksa Müslümanların elinde değilse hak etmedikleri içindir. 1986 yılında çok çarpıcı bir anekdot yaşanıyor ; gazeteciler Şimon Perez’e, “İsrail’i kurdunuz ama Kur’an-ı Kerim, sizin devletinizin Müslümanlar tarafından yıkılacağından haber veriyor” diye sorduklarında Perez, “Bizim devletimizi yıkacak, Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin! O zaman düşünürüz” diye cevap veriyor.

İşte bence tüm mesele burada gizli. Şimdi herkes dönsün ve aynaya baksın. Kim bu dini ne kadar yaşayabiliyor. Örnek Olayınız Hz. Ömer ( R.a.) Müslümanlığı kabul edişi olsun ki O Cennetle müjdelenmiş sahabi Hz. Peygamber’i (S.A.S.) öldürmek üzere yola çıkıyor ve yolda Kur’an ile tanışıp Müslüman olmuş kardeşi ve eşinden etkilenerek Peygamber efendimize gidip Müslüman oluyor. O Peygamber (S.A.S.) ki O’nu öldürmeye giden adeta O’nda diriliyor. Böyle yaşamadığımız sürece İslamı, aynı senaryo sık aralıklarla tekrar edecektir bunu öngörmek maalesef çok zor değil.

Total Page Visits: 250 - Today Page Visits: 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: