GüncelYazarlar

MAZLUM ÇARESİZ DEĞİLDİR !

2002 yılından itibaren insan hakları, adalet, eşitlik, demokrasi, hukuk devleti, barış, özgürlük, kadın hakları, ekoloji ve iyi bir yaşam özlemi içinde olduğumuz gerçeği ortada durmaktadır.
           

İhtiyacımız olan şeffaf, katılımcı, ulaşılabilir, dayanışmacı ve demokratik tavır koyabilen, meselelere biraz da sol pencereden bakabilen güçlerin bir araya gelerek ülkemize nefes aldırması elzem bir hal almıştır.
           

Mazlumun ahı indirecektir şahı. Ülkemizin mazlumu belli, geçim sıkıntısı çeken halkımızdır. Gıda fiyatları almış başını gidiyor. Enerji’ye gelen yüksek zamlar önümüzdeki kışın çok zor geçeceğinin işaretleridir. Dolar fiyatının her gün önlenemez bir şekilde yükselmesi gelecek zamların da önünü açmaktadır. Ülkemizde işsizlik almış başını gidiyor. Üniversiteler açıldı, öğrencilerin yurt sorunları, konut sorunları hala giderilemedi. Covid-19 salgınının fedakar sağlık çalışanları ve doktorlar yurt dışına kapak atmanın derdine düşmüş durumdalar. Şehir Hastahanesinde asistan doktora 36 saate varan nöbet tutturulmasını neticesinde meydana gelen ölümlü kazanın tüm Türkiye de yarattığı üzüntü ile Sağlık Bakanlığı ancak uyanabilmiş, sağlıkta reformlar yapılacağını açıklamıştır. Ateş düştüğü yeri yaktı, geçti bile. Genç bir doktorun hayatı, yetişmesi bu kadar mı? ucuz bu ülkede.
           

36 saatlik nöbetle ilgili daha önce açılan davalarda bu sürenin eğitim kapsamında olduğu değerlendirilmişti. Yargıtay, uzmanlık için eğitim gören doktorlara, iş kanunu kapsamında fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil günleri ücreti ödenemeyeceğine karar verdi. Yani denmek isteniyor ki sizler uzmanlığınızı alana kadar modern köle gibi çalışmak zorundasınız.
           

Araştırmalara göre ise bir hekimin verimli bir şekilde maksimum çalışacağı süre 16 saat. Bundan sonrası tamamen verimsizdir. 
           

Siyasi iktidar ise hala ülke ekonomisinin şahlandığını iddia etmektedir. Ama halkımız bir türlü ikna olamamaktadır. Çünkü ana gündemleri çektikleri geçim sıkıntılarıdır. Asrın projesi diye lanse edilen İstanbul Kanalı projesi gündemde bile artık yer almıyor.
             

Yargıya güven gittikçe sarsılıyor. Yapılan anketlerde en güvenilmez kurum olarak ortaya çıkmaktadır. AİHM’nin Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala için verdiği kararlar hayata geçirilmiyor. Özgürlükleri fiilen askıya alınmış durumdadır. Son yerel seçimlerde kaybedilen belediye başkanlıklarına yapılan müdahalelerle eli-kolu bağlanmak istenmektedir.
           

Buhari’nin aktardığı bir sahih hadis var. ”Her kim yalan söylemeyi ve yalanla amel etmeyi bırakmazsa, o kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah’ın (c.c.) hiçbir ihtiyacı yoktur.” Buna iftira, kul hakkı yemek, kamu malına el uzatmak, rüşvet, yolsuzluk gibi günahları da ekleyebilirsiniz.
           

Esen kalın…Memleket güzel. Bu memleket bizim.

Total Page Visits: 560 - Today Page Visits: 1

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir