MUHARREM SOHBETLERİ-4

İmam Hüseyin’i şehit ettikten sonra Şimir emir verdi. “Çadırları ateşleyin, yakın onları”. Çadırları ateşe verdiler. Çadırlar alev alev yanıyordu.

İbni Ziyad’ın askerleri arasında ola Ravi, bu olayı şöyle anlatıyor. “Gördüm ki uzun boylu bir hanım attı kendisini yanan çadırın içerisine, fakat eli boş olarak geri döndü. İkinci defa yine attı kendisini yanan çadırın içine, yine perişan bir halde boş döndü. Üçüncü defa yine attı kendisini yanan çadırın içerisine”. Ravi devam ediyor; “Ben o zaman kendi kendime, her halde bu hanımın çok kıymetli bir şeyi var ki, canını hiçe sayarak defalarca yanan çadırın içerisine girip eli boş çıkıyor” diye düşündüm.

“Daha sonra gördüm ki, hanımın kollarında gencecik bir civan var. Uzun boylu hatun (Zeynep-i Kübra) delikanlının kollarından tutmuş, ayakları yerde sürüye sürüye delikanlıyı dışarı çıkardı yanan çadırın içinden”

Zeynep-i Kübra’nın çadırdan çıkardığı genç delikanlı, Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin idi. Zeynel Abidin, hastaydı ve dermansız kalmıştı. Tüm yakınları ile birlikte canı kadar sevdiği babası İmam Hüseyin gözleri önünde şehit edilmiş, cansız bedeni kanlar içinde yatıyordu.

Zaten zayıf olan bedeni gördükleri karşısında tamamen kuvvetten düştüğünden yanan çadırın içinden kendini dışarı atamamıştı. Uzun boylu hatun Zeynep-i Kübra’nın canını hiçe sayarak defalarca girip çıktığı çadırdan çıkardığı delikanlı Zeynel Abidin’den başkası değildi.

Ravi anlatmaya devam ediyor. “Tam o sırada gördüm ki küçük bir kız çocuğu eteğinin ucundan ateş almış ağlayarak meydanın ortasına doğru koşuyordu. Kızı bu vaziyette görünce dayamayarak sürdüm atımı kızdan tarafa ama bir an için kızı göremedim. Daha sonra gördüm ki kız çocuğu, atımız ayakları arasında büzülmüş, esen rüzgarda sallanan ağaçtaki yaprak gibi titriyordu. Atımdan inip kızın yanan eteğini söndürürken fark ettim ki susuzluktan susakları çatlamıştı kız çocuğunun.

Mataramdaki suyu kıza uzatarak, “al iç bu suyu” dedim. Kız suyu içmeyip eteğinin altına sakladı. Neden içmediğini sorunca kız bana, “çadırda günlerdir su içmeden hasta yatan bir kardeşim var suyu ona götüreceğim” dedi. Ben “Kızım su yasağı kalktı, sen bu suyu iç” dedim.

Bu haber sonrası kız ile aramızda şöyle bir konuşma geçti.

 Küçük kız bana

-Ey iyi yürekli! Atam Hüseyin’e su verip mi şehit ettiler yoksa su vermeden mi şehit ettiler.

-Atan Hüseyin’e su vermediler, susuz şehit ettiler.

Küçük kız mataradaki suyu yere dökerek

-Ben bu suyu içemem

Dedi ve yüzünü meydana çevirdi. Bir müddet baktıktan sonra koşarak meydanın ortasına vardı ve kanlar içinde yatan şehitlerin arasında babasını bulmaya çalıştı ama bir türlü onu tanıyamadı. Ya baba, ya Hüseyin diyerek yüksek sesle ağlayarak babasını çağırmaya başladı.”

Ravi anlatımını şu sözlerle tamamlıyor. “ o vakit gördüm ki İmam Hüseyin “ kızım beni çukur bir yere bıraktılar, sesimin geldiği tarafa gel” diyerek kızına sesleniyor. Sakine kendisini ağlayarak sesin geldiği tarafa atıyor ve kollarını babasının başsız bedenine doluyor”

HAZRETİ MUHAMMED EFENDİMİZİN TORUNUNA VE EHL-İ BEYT’İNE YAPILAN BU EZİYET, DÜNYA DURDUKÇA EMEVİ ZİHNİYETİNDE VE DÜŞÜNCESİNDE OLAN İNSANLARA LANET OLARAK DÖNECEKTİR.

Bir sonraki sohbetimizde görüşmek üzere SAĞLIKLI ve MUTLU kalın DOSTLAR..

Total Page Visits: 123 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: