NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

”Uzun adamların gölgesinde yaşayan küçük adamlar gölgeyi kendi gölgeleri zannetmediği zaman” adam oluruz.         

Sessiz, sakin yerleşim yerimiz Gökçeada ( İmroz’u ) gelişim adına oluşacak ranttan , küçük de olsa pay almak için maalesef ve de maalesef gelecekte ki ada yaşantımızın altını bilinçsizce durmadan oyup duruyoruz. Böyle sürüp gittiği sürece de en kısa zamanda doğayı sever, hayvanları sever, kadir kıymet bilen insanların dayanışmasını sever kimseleri bulmakta zorlanacağımız kesindir.         

Diyebilirsiniz ki adamız kapitalizmin gelişmelerinden nasibini almasın mı? Zaten adamızda gençlerin çalışacağı iş alanları yok ya da çok kısıtlı ne yapabiliriz başka. Adamızın gelişiminden yararlanarak ufak ufak rant sağlama dışında başka ne yapabiliriz ki. Doğru, güzel adamızda yaşayan sakinlerimizle ortak akılla, dayanışma içerisinde bir araya gelebilsek ne güzel fikirlerin ortaya çıkacağını hep birlikte göreceğiz. Yoksa yetkili – yetkisiz kişilerin ben yaptım oldu, sizler de bu düşünceme katılın demelerinden başka alternatif yokmuş hissine kapılmanız kaçınılmazdır. Ama biliyoruz ki kazın ayağı hiç de öyle değil.         

Henüz bakir sayılabilecek adamızın bize, çocuklarımızın ve torunlarımızın gelecekleri için bir geçici ” emanet ada” olduğu fikrine sahip çıkarsak ilk adımı atmış oluruz. Gelecek nesillerimizin sağlıklı yaşamlarını garanti altına alır ve bizlerde ”emanet” olan güzel adamızı gönül rahatlığı ile ve huzur içinde doğallığını koruyup, ekolojik yapısına sahip çıkarak ve de adamızın katma değerini yükselterek yeni nesillere güvenle devrederiz.         

Yanlış kararlar almadan, ortak akılla geleceğe güzellikleri bırakabiliriz. Yeter ki ileride keşke ”sarı öküzü vermeyecektik!”  Durumuna hep birlikte düşmeyelim. Peki nedir bu keşke sarı öküzü vermeyecektik !! Durumu;         

Ormanda yaşayan öküzler, aslanların saldırılarını her seferinde el birliği ile def etmesini bilmişler. Aslanlara av olmamışlar.         

Öküzlerin dayanışmasına engel olamadıkları için avlanamadıklarından terki diyar etmeye karar vermişler. Zira burada dururlarsa açlıktan öleceklerini anlamışlar.         

İçlerinden en cılızlarından biri olan topal aslan itiraz etmiş. ”Hayır hiçbir yere gitmiyoruz” demiş.” Bana bırakın siz bu işi” demiş ben halledeceğim. Topal aslan beyaz bayrağı çekip varmış öküzlerin yanına.         

”Öküz efendiler” demiş. ”Bizi yanlış anlamayın. Bizim size bir kastımız yok. Ama içinizdeki o sarı öküz var ya o bizi renkleriyle tahrik ediyor. Verin onu bize, siz de biz de huzur içinde yaşayalım.         

Barış teklifi hoşlarına gitmiş öküzlerin. Bilge öküzün tüm itirazlarına rağmen, sürünün selameti için sarı öküzü gözden çıkarmışlar. Bir müddet aslanların saldırıları olmadan huzur içinde yaşamışlar. Sonra bir gün yine çıkagelmiş topal aslan elinde beyaz bayrakla.         

”Bakın” demiş ”Ne kadar güzel huzur içinde yaşıyoruz. Ama arkadaşlarım sizin boz öküzden rahatsızlık duyuyor.” demeye kalmamış, barış için öküzler boz öküzü de vermişler.         

Öküzler belli aralıklarla barışın tesisi için birer-birer öküzleri vermişler. Ama birde bakmışlar ki , aslanlara karşı koyacak gücü de kaybetmişler.         

”Biz bu hale nasıl geldik” diye öküzler ah-vah ederken bilge öküz söz almış;         

”Biz” demiş ”Sarı öküzü verdiğimiz gün kaybettik dayanışmamızı ve yaşam için verdiğimiz mücadeleyi..”         

Bu kıssadan adada yaşayanlar hangi dersi çıkarırsa çıkarsın. Kendi rahatı için davasını ve arkadaşlarını feda edenlerin kulakları çınlasın.         

Gökçeada’mız elden gittikten sonra Bilgelerin yol göstermesi de işe yaramayacaktır.Esen kalın.

Total Page Visits: 223 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: