NEVRUZ HAKKINDA BİLGİ

Bilindiği gibi milletleri meydana getiren temel unsurlardan birisi ortak kültürel değerler dediğimiz maddi ve manevi değerlerdir. Türk devlet ve topluluklarının kullandıkarı tek ve ortak milli bayram “Nevruz Bayramı”dır. Bu değerler toplumun sosyal dokusunu meydana getirirler.

Arkeolojik kazılardan elde edilen bulgulardan öğrendiğimize göre insanların her döneminde bayramlar vardır. “Nevruz Bayramı” da Sümerlerden beri Orta Asya, Orta Doğu, Anadolu ve Balkan halkları ile günümüze dek kutlanan bir bayramdır.

Farsça bir kelime olan “Nevruz”un manası “Yeni Gün” demektir. Güneşin koç burcuna girdiği vakit olup rumi takvimde 09 marta, miladi takvimde ise 21 Marta tekabül eder.

“Nevruz”un yazılı kaynak, efsane ve sözlü anlatımlara dayanarak binlerce yıldır bayram olarak kutlanmasının nedenleri şunlardır.

  1. İlkbaharın başlangıcı doğanın uyandığı gündür.
  2. Cenabı Hakk’ın kainatı ve dünyayı yarattığı gündür.
  3. Hz. Nuh’un tufandan kurtulduğu gündür.
  4. Hz. Ali’nin Kabe hareminde doğduğu gündür. (21 Mart 598)
  5. Hz. Ali’nin “Gadir Hum”da peygamberimizce vasih ilan edildiği gündür.
  6. Türklerin Ergenekon’dan çıkış günüdür.
  7. Bizleri yasa boğan, gözleri görmeyen fakat gönül gözü açık olan değerli ozanımız Aşık Veysel’in hakka yürüdüğü gündür.

Ayrıca bütün mutlu günlerin başlangıcıdır. Dargın olanlar bugün barıştırılır, dostlar birbirini ziyaret ederler, yoksulların gönlü alınır, hasta ziyaretlerine gidilir ve her evde şenlik, muhabbet yapılır. Ondandır ki bugün bayramların sultanıdır.

Bölgemizde “Nevruz” şu adlar altında kutlanır. Tekirdağ’da “Bahar Başlangıcı”, Kırklareli’nde “Mart 9u” olarak kutlanır. Edirne’de eski hasırlar yakılarak “Mart içeri, pire dışarı” sözleri söylenerek ateşin üzerinden atlanır. O gün halk boyalı yumurtalar, börekler, lokma vb. yiyecekler hazırlayarak kırlara giderek eğlenir, akşamına da “Cem” yapılır. Balkanlarda da yumurtalar, tavuklar pişirilir, insanlar doğadan topladıkları çiçekleri birbirine vererek bayramlaşır.

Yumurta, varlığın içinde yok oluşun sembolüdür. Nevruz yeniden doğuş, yeniden canlanmadır. Her canlı bir yumurtadan meydana gelir. Çiçeklerin polenleri bile bir yumurtadır. Onlar rüzgar aracılığıyla birbirlerini döller. İnsan kadın ve erkek yumurtalarının birbirlerini mayalaması ile meydana gelir. Her şeyin meydana gelişinde bir yumurta rol oynar. Yumurta; yeniden doğuşun, canlanışın ve çoğalmanın delili olduğundan bu bayramda ön saftadır.

Bazı yörelerde süt kullanılır, incir hoşafı yapılır. Süt, yaşamın saflığını ve temizliğini gösterirken, incir de bereketin sembolüdür.

Hz. Ali’nin Kabe hareminde 21 Mart 598’de (Nevruz günü) doğmuş olması Alevi ve Bektaşi’lerde ayrı bir anlam ifade eder.

Hz. Ali “Kuran’da ne varsa Fatiha’da, Fatiha’da ne varsa Besmele’de, Besmele’de ne varsa başındaki “B” harfinde, B harfinde ne varsa altındaki noktadadır. Ben B harfinin altındaki noktayım” diyerek B deki kutsiyeti ifade etmiştir. O nokta Batıni anlamda “TANRININ BİLGİ HAZİNESİDİR” Hz. Ali’nin “İlim bir noktadır, cahiller onu çoğaltmıştır” demesi o kutsiyetin önemine vurgudur.

Hz. Ali’nin “Senin ilacın sende olduğu halde bilmiyorsun. İlletinde yine sende olduğu halde görmüyorsun. Sen kendini küçük bir cisim sanırsın, halbuki büyük ir alem sende saklı bilmiyorsun”, “Sen öyle apaçık bir kitapsın ki gizli olan şeyler o kitabın harfleri ile meydana çıkar okunur olur” ve “Sen vücutsun, senin harice ihtiyacın yok. Sende mevcut olan şeyler kitaba gelmez. Kitabında yazılı olan şeylerin hepsi senden çıkmıştır.” Gibi bir çok ders alacağımız sözleri vardır.

Yüce kitabımız Kuran’da “Evvel O’dur, ahir O’dur, zahir O’dur, batın O’dur” diye buyurmasının sırrını düşünmek gerekir.

Tasavvuf bir iç dünya olayıdır. Nasıl bir ağaç bir çekirdekte gizli ise, insan da “Bir ben var bende, benden içeri” dediği özde gizlidir.

Hz. Ali’nin diğer isimleri şöyledir.

O Şahı Merdan’dır (Yiğitlerin Şahıdır)

O Şahı Evliyadır (Evliyaların Şahıdır)

O Nihan’dır (sırdır)

O Şahı velayettir (Veliliğin şahıdır)

O Ebu turaptır (toprağın babasıdır)

O Bab-ül ilimdir (Bilimin ve ilimin kapısıdır)

O Haydardır (Arslandır)

O Veculullah’tır (Tanrının yüzüdür, tecellisidir)

O Kuranı Natık’tır (Konuşan Kuran’dır)

Ali adıyla başlayan bu inanç ve kültür sistemi, olduğu yerde kalmadığı gibi tarihin akışına uygun olarak gelişip ilerlemenin yolunu açtı. İnanç sistemi ile sosyal ve siyasal mücadelesini birleştirerek değişime ve gelişmeye açık bir yapılanma gerçekleştirdi. Engin hoşgörü ve evrensel değerler bu zemin üzerinde ve belirtilen tarihsel koşullar ortamında oluştu. Nevruz ve benzer bir çok değer Alevilikte yer bularak renklendi ve zenginleşti.

Dağlar, taşlar secde eder bu güne / Sular coşar, huşu eyler bu günde

Bütün nebat bayram eder bu güne / Hoş geldin sultanlar sultanı Nevruz

Pir Sultan’ım eydur erenler Cem’de / Akar çeşnim yaşı her dem bu demde

 Muhabbet ateşi yanar sinemde / Himmet erince Sultan Nevruz’un

Nevruz berekettir, sevgidir. Bu bereket ve sevgi bağının hepimizi birbirimize bağlamasını, vatanımız ve milletimizin bölünmez birliğinin en güzel sembolü olmasını dileyerek hepinizin “Nevruz”unu kutlarım.

Total Page Visits: 84 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: