ÖFKELİYİM ! YÜZÜM YÜZÜMDEN UTANIR

Hiç kimse ada değildir

Bütün de değildir tek başına…

Bir kimsenin ölümü de beni azaltır, zira ben

İnsanlığın bir üyesiyim ve işte bu yüzden,

Hiç sorma çanlar kimin için çaldığını;

Onlar senin için çalıyor !         

İngiliz şair ve din adamı John Donne (1572 – 1631) sosyolojinin ne olduğunu anlatan şiiridir yukarıda okuduğunuz satırlar.         

Gelelim yaşadığımız Gökçeada’ya ( İmroz’a )…         

Bu ada sessiz ada ! Bu ada sahipsiz ada, yaşayanı olarak benim de itirazım var. Öfkeliyim! yüzüm yüzümden utanır. Çünkü gerçek anlamda da sahip çıkanı yok. Ey sivil toplum örgütleri, ey siyasi partilerin ilçe teşkilatları, ey esnaf kefalet kooperatifi, ey esnaf ticaret odası, ey ilçe tarım, ilçe orman müdürlüğü, emniyet, milli eğitim müdürlüğü, mülkü idare amirliği, yerel yönetim sorumluları ve sayamadığım duyarlılık göstermesi gereken ilgililer; ne oldu da adamıza yapılan bu kara yolunda kazalar yaşanmaya başladı. Adamız, sessiz sakin ada ünvanına sahip bir yaşam yeri değil miydi. Peki nedir bu adamızın pek de aman aman ihtiyacı olmayan kaymak gibi, otoyol misali yolları. Adamızın acil ihtiyacı mı? dır bu yapılan yollar. Tabii ki değildir. Ama adanın rantına göz dikmişler  bir kere, ondandır aceleleri. Anlatayım tekrar tek tek sırası ile;         

Çünkü, Kuzu Limanının yat limanına çevrilmesi an itibarı ile yüzde yüz olacaktır. İhaleye çıkmasının eli kulağındadır. O çevrede yatırımı, arsası olanların bu girişime karşı çıkmasının mümkünatı yok. Desteklememesi imkansız. Ada elden gidiyormuş kimsenin umurunda değil. Varsın ada tüm özelliklerini kaybetsin. Biz ne kazanacağız diye ufak hesaplar yapanlar adamızın güzelliklerini koruma derdinde hiç bir zaman olmayacaklardır.         

Yapılmakta olan bu kara yolları, geçtiği yerlerde ki zeminler düzeltilirken virajlar azaltılmadığı gibi, yapılan yollar birçok yerde Selçuk kardeşimizin yaşadığı kaza bundan sonra yaşanacak kazaların ilk habercisidir. Kuzu Limanı yolunda, Aydıncık Kefaloz yolunda ve yapımı devam eden Zeytinli, Tepeköy, Dereköy, Uğurlu yollarında bu tür kazaların olması kaçınılmazdır. Hizmete açılan yolların turizm mevsiminin en yoğun olduğu bu zamanlarda kenar bariyerlerinin yapılmadan hizmete sokulması, yolların yapımından sorumlu firmanın ve ihaleyi düzenleyen devlet kurumunun sorumluluğudur.         

Sayın arkadaşım, Latif Akar bil ki sadece sorumluluk ölen evladın Selçuk da değil. Rant uğruna bu yolları yapanlardadır. Bu genç yaşta evladından seni ayırmışlardır.  Beni anlayabiliyorsun değil mi?. Tüm adalının ciğeri yanıyor bu kaza ile, inan…         

Adamız gelişiyor ne güzel. Önce Kuzu Limanından kurtulalım! yat limanı yakışır, yat limanına da kaymak gibi yollar yakışır değil mi? adalım sessiz şehrimize. Yerel Yönetimimizin olumlu-olumsuz bir tepkisi oldu mu? acep bileniniz var mıdır.         

Yollar iki-üç yıla tamamlanacaktır muhakkak. Daha önceki yazılarım takip eden okurlarımız hatırlayacaktır. Türkiye de kumarhanelerin tekrar açılması gerekiyorsa üç pilot yer bellidir 1- Gökçeada 2- Kuşadası 3- Kemer ilçeleridir. Sizce öncelik neresidir bu saydığım alternatiflerden. Bence, hazır alt yapı olarak ada yolları kaymak gibi bir hale getiriliyorken ve ana karadan kopuk olması Gökçeada’yı ilk sıraya koyuyor. Haberimiz yoktu sakın demeyin. Kefaloz – Uğurlu arasında yapılması düşünülen sağlık turizmi için yapılacak beton blokları da bir zahmet görmezden gelin Katarlı yatırımcıların hatırına!         

Ne dedik kısaca, bu alt yapı çalışmasından sonra gelecek yatırımlar için;1 – Kuzu Limanının yat limanına çevrilmesi ihalesinin eli kulağındadır.2- Eğer Türkiye’de tekrar  kumarhaneler açılacak ise Gökçeada bu yarışta ipi ilk göğüsleyecek yerdir. Ana karadan kopuk olmasının verdiği avantajını kullanacaktır.3 – Katarlı yatırımcıların sağlık turizmi için yeteri kadar yer kapatmış oldukları artık kahve köşelerin de konuşuluyor. Benden duymanıza gerek dahi yok.         

Yüzüm yüzümden utanıyor, adamızda yaşanan bu gelişmelerden sonra. Asıl utanması gerekenler nerede, adamıza bu kötülükler yapılırken. Tatile gelen misafirlerimizin geliş ve dönüşlerinde yaşadıkları uzun bekleyiş çilelerine de çözüm üretemeyerek sınıfta kalan Gestaş’a selamımızı göndererek yazımızı bitirelim. Akıl sağlığımızı korumaya dikkat edelim.  Rüzgarlı ada sakinleri. Esen kalın.

Total Page Visits: 434 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: