ORTAYA KARIŞIK PARAGRAFLAR !

Yaşamımızda çok karşılaşmışızdır muhakkak. Can dostlarınızla bir arada olmak, demlenmek için lokantaya gittiğinizde rakınızı yudumlarken şef garson daha sormadan bile, bazen ortaya şöyle karışık bir şeyler getir dediğimiz çok olmuştur. İşte bu haftaki yazımda da ben, ortaya karışık paragraflar yazacağım Canlar için, iyi okumalar diyorum;         

Türkiye’de devletin din ve inançlara yaklaşımını ”hedefle orantısız” olarak tanımlayan AİHM Alevilere yönelik uygulamanın ”akla uygun ve objektif temele dayanmadığına” ve bu nedenle Alevilere ”dinsel ayrımcılık” yapıldığına hükmetti.         

Bu hüküm AİHM”in kararları nihai olan 17 yargıçlı Büyük Dairesince alınmıştır ve temyiz olasılığı bulunmamaktadır. AİHM devletin Alevileri resmen tanımaması ve hukuksal statü sağlamaması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin din ve vicdan özgürlükleriyle ilgili 9’uncu maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardı.         

Halkların yaşam biçimini etkilemek, biçimlendirmek ve doğa kaynak yönetimini paraya dayalı yaklaşımlarla çözmeye çalışmak küresel ekonominin dünya yaşam koşullarını ezip geçtiğinin göstergesidir. Özellikle yoksul bırakılmış ülkelerde doğa kaynak yönetimi sosyal ve kültürel boyutlarıyla kapitalizmin eline düşen insanlar doğaya ne yönde baktığı, nasıl yaşamak istediği, kaygı ve endişeleri kapitalistlerin planları arasında yok edilir. Ekolojik ilişkileri etkileyen ”Dev Endüstriyel Projeler ile toprak işgali” olan bu anlayışa Aleviler her dönemde karşı çıkmışlardır.         

Başkalarını üzen veya zarar verecek ve sosyal beklentileri veya normları ihlal edebilecek eylem, eğilim ve dürtülerin tamamı cahil ve bağnaz fikirlerin yaygınlaşması sonucu olur. Sevgi, merhamet, şefkat, güzel ahlak bu fikirlerin içinde ezilip yok olur. Bağnaz, ürkütücü, sevgisiz ve nefret dolu bir toplum olma yolunda hızla ilerlerken özellikle bağnazlıkla İslam’a bulaştırılan korku kültürü yüzyıllardır devam ediyor.         

Ve yakın tarihte gerçekleştirilecek yerel seçimlerde Alevi toplumu Alevi Kurumları vasıtasıyla geçmişte verilen vaatlerin sorgulanmasını; eleştirisini yapacak ”Aleviler siyasi olarak örgütlenemiyor bu nedenle siyasi görünürlüğü yoktur.” gibi benzetmelerle hak, hukuk ve adalet istekleri değersizleştirilmeyecektir.         

Seçim bittikten sonra haklarımızla ilgili dilin ötekileştirilmesi, ima edici, iğneleyici ve kimi zaman alaycı davranılmasına izin vermeyeceğiz. Başta can güvenliği sorunu olmak üzere dindar ve kindar eğitim sisteminin yarattığı rahatsızlığa fırsat vermeyeceğiz.         

Vefailik yaşadıkları toplumun kurallarına karşı çıkarak dünyayı önemsemeye gerek duymayan ve bunu davranışları ile açığa vuran kişilerin oluşturduğu bir tasavvuf akımıdır. Vefailik’in görüşleri Baba İlyas’ın Anadolu’ya taşıdığı bilinmektedir. Vefailik, Anadolu Aleviliğinin temel taşlarından birini meydana getirmektedir. Alevi dedelerinin elinde bulunan icazet-namelerin bazısı Ebu’l-Vefa’ya kadar dayanmaktadır.           

Alevilik; kelam ilmi deyip salt ibadet ve formel kurallarla sınırlandırmak onun; her doğa parçasına ruh veren tarafını soyutlaştırıp yaşamdan koparır. Oysa bizde bitkiler yaşarken koparılmaz, akan suyu kirletilmez, hayvanlar avlanarak yenilmez ve doğa kutsal ziyaret yerleridir. Her kutsama Hz.Ali’ye ulaşmak her kutsama yeniden diriliştir. Biz evimizde, sokakta, iş yerinde nasıl yaşıyorsak, çocuklarımıza insan olmayı nasıl anlatıyorsak, onların haksızlığa karşı çıkmasını nasıl öğretiyorsak Aleviliği de öyle yaşıyoruz ve inanıyoruz.          Nevruz; Zazaların Hawtemal’i, Kendalilerin Bahar Pikniği, Kürtlerin Demirci Kavası, Arnavutların Bahar Seremonisi, Boşnakların Kirilcesinde Bayramı, Pomakların Yamuk Bayramı, Çingenelerde Özgür Luri Halkı, Araplara Dicle Kıyısındaki Özgürlük, Lazlara Horon Tutkusu, Süryanilerin Kadim Mücadelesi, Dürzilerin Dağlarında Tanrıyla Buluşması, Türklerin Ergenekon Çıkışı, her biri kendince özgürlük ve yaşam mücadelesinin sembolü haline gelmiştir. Aleviler ise zalimlere karşı Hz.Ali’nin Hızır ile özdeştirilmesi, yürekten paylaşılan bir niyaz lokmasıdır. Kutlama demek; özlem, sevinç, hüzün, özgürlük ve hoşgörünün bir arada olduğu gün değil midir?         

Şeyh Bedreddin, Dini eğitim kadar, felsefe, mantık vb. bilimlerde de iyi yetişmiştir. Kudüs, Mekke, Medine, Mısır’da gezerek bilgisini artırdı ve İran’a geçerek önemli tartışmalara katıldı. Şeyh Bedreddin Mısır’dan döndükten sonra Batı Akdeniz ve Ege bölgesini gezerek Anadolu’da bulunan Alevilerle yakın temasta bulundu. Alevi ve Bektaşilere fikirleri ve mücadelesi ile yön vermiştir.”Tanrının tüm nimetleri insanlar içindir. Toprağın tek sahibi Tanrı dır. Mülkiyet insanlar arasından ki düzeni sağlamaz ve mutluluk vermezse bir önemi yoktur” diyen Bedreddin, Nazım’ın deyimi ile ”Yarin yanağından gayrı her yerde her şeyde ortağız” der. Ve…Şeyh Bedreddin, Serez’de idam edilir.

Total Page Visits: 421 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: