”RÜYALARIN ÖLDÜĞÜ ADA’

Gökçeada/İmroz ile ilgili yayınlanan anı-roman türü veya canlı tarih anlatımları ile Gökçeada/İmroz üzerine yazılmış tarih çalışmaları ve belgeselleri her zaman ilgimi çekmiştir. Gökçeada/İmroz üzerine yayınlanmış kitap ve makaleleri her zaman ilgi ve zevkle okumak istemişimdir.         

Bugünkü yazımın konusu 2019 yılında birinci baskısı yapılmış, İletişim Yayınlarında çıkan 354 sayfalık anı-roman türü, Konca Altan’ın yazdığı insanı duygu seli içinde hüzünlendiren kitabıdır anlatmak istediğim. O  güzel lirik anlatımına, eline, kalemine sağlık Altan hanım. Kitabınızın bazı bölümleri var ki göz yaşlarına boğulmadan okumak mümkün olmadı. Yaşanan korkuları anlatırken ormanın da, sahilin de, kırın da, patikasının da velhasıl tüm ada’da hissetmek ve bunları yazarken kitaba yansıtabilmek anlatıyı yapan karakteri de çok iyi çözümlemek, tahlil etmek, yaşananları bire bir duyumsamayı gerektirir. Başarınızı içtenlikle kutluyorum.         

Rüyaların Öldüğü Ada, çorak toprakların tanrısının Poseidon’un adasında yaşanan bir hüzünler yumağı sanki. Kuzey Ege deki bu güzel bakir ada da yaşananlar tarihe mal olsa da, ada geçmişini iyi bilip iyi analiz edemezsek günümüz ve geleceğimizi düşünerek adamız da mutlu bir şekilde iki toplumlu olarak yaşamayı, karşılıklı sevgi ve saygı çerçevesinde geçirmeyi başaramayız.         

Kitap İmroz/Gökçeada’yı yüzyıllık bir macerası içinde yoğurarak anlatıyor. Adanın yerlisi Madam Maria’nın hayatı etrafın da anlatılanlarla geçmişe hüzünlü bir yolculuk yapılıyor. Yaşananları okuyunca İmroz’dan  İstanbul-Atina-Mısır-Avustralya-Güney Afrika ve Amerika’ya kadar uzanan yorucu yolculukları ve aşk hikayelerini de okuyacaksınız. Ayrıca ”Adalı” olmanın, ada da yaşamanın ruhunu kitabın yazarı Konca Altan’ın kaleminden nefesinizi tutarak okuyacağınıza eminim.          İmroz’un o zaman ki ekonomik durumunu, fakirlik ve mahrumiyet içindeyken bile üzümün, şarabın, balığın ve zeytinin ve hayvancılığının bereketi ile toprağının sevgi ile arzu ile ekilip elde  edilen ürünlerin nasıl hasat edildiğini de öğrenmiş olacağız. İmroz’da yaşanan tüm acılara rağmen  eğlencenin ve dostluğun, adalı olmanın verdiği mutluluğun ve bu mutluluğa sahip çıkmanın duygularını da çokça hissedeceksiniz.       

 Kitabı okurken  İmroz’un sadece adıyla değil, nüfusuyla da Türkleştirilmesi ve iki devlet arasında yaşanan gerginliğin  içinde Rumların gittikçe büyüyen korkusu ve azalmalarını, yinede terk etmemek için direnenlerin öyküsünü de okuyacaksınız.         

Konca Altan, Madam Maria’nın ağzından hüzünlü bir ada tarihi ve insan hikayelerini anlatıyor. Sözün kısası bir an önce kitabı temin edip, bir solukta okuyacağınıza inanıyorum.

Total Page Visits: 205 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: