SAĞLIK OLSUN…

Uzun zamandır tehlike çanları çalıyordu ama bizler Çanlar kimin için çalıyor deyip umursamıyorduk. Artık tehlike Çanları hepimiz için çalıyor bunun idrakine varmamız lazım.

Dünya Covit 19 olarak adlandırılan virüs ile tanışalı bir yıl oldu. Halen çaresizliğimiz devam ediyor. Devam eden sadece çaresizliğimiz mi? Tabi ki hayır paralel olarak vurdumduymazlığımız ve aymazlığımızda devam ediyor. Bilim insanları her gün,  her an bas bas tedbirli olun, rehavete kapılmayın derken, virüs bizlerin vurdumduymazlığımızı avuçlarını ovuşturarak beklediğini hepimiz biliyorken,  nedir toplum olarak bu rahatlığımızın tedbirsizliğimizin açıklaması. Şu ana kadar doğru düzgün vaka görünmeyen ilçemiz bile son zamanlarda dünyada, ülkemizde yaşanan kaygı verici artış trendini yakalamaya başladı ve tehlike kendini hızlıca fark ettirir oldu. Dün hastanedeydim ve O gönlü güzel sağlık gönüllülerinin yüzlerindeki yorgunluğu, gerginliği ve bizlerin sağlığı adına duydukları kaygıyı çok net okudum. Bu durumda biz ne yapıyoruz peki. Bizde değişen bir şey yok çok şükür. Aynı tas, aynı hamam misali tedbirler hak getire, umursamazlık had safhada, aymazlıkta sınır tanımıyoruz. Vaka sayıları arttıkça yaptığımız tek şey hamaset. Ağzını açan sağlık çalışanlarımıza methiyeler düzüyor. Lakin maske tak dendiğinde;  aman nefes alamıyorum, beynime oksijen gitmiyor, aman canım bir şey olmaz. Mesafeye dikkat et;  yok canım ben biliyorum ondan virüs yok, ama çok samimi arkadaşım uzak durursam kırılır gibi saçma sapan bahanelerle kurallar ayaklarımızın altında. Unutmayın O Methiyeler düzdüğünüz sağlık çalışanlarını gerçekten düşünüyorsanız Onları övmek yerine kurallara uyun. Onlar sizin methiyelerinizle gönüllerini hoş etmenizi değil, tedbirlere uyarak onların yorgunluğunu azaltmanızı, sağlığınızdan emin olmalarını sağlayarak rahat bir nefes almalarına imkan sunmanızı bekliyorlar.

            Herkesin sorumluluğunu bilmesi aklına başına toplamasının vakti geldi de geçiyor bile. Hasta olmayan herkes tedbirlere riayet ederek hem kendi hem de sevdiklerinin sağlığını korumak zorunda. Hastalığa bir şekilde yakalanan herkes te sağlık çalışanlarımıza doğru bilgi vermek ve uygulanan karantina kurallarına eksiksiz harfiyen uyarak hem kendisinin eski sağlığına en kısa zamanda kavuşmaya çalışmalı hem de başka sağlıklı insanlara bu hastalığı bulaştırarak gireceği vebalden kurtulmaya çalışmalıdır. Bir empati yapalım isterseniz hastasınız filyasyon ekibi temaslı olduğunuz kimseleri soruyor sevdiğim birileri var, yazık 14 gün evinde kapalı kalmasın, işleri aksamasın diye gizliyor temaslı olduğunuz halde ismini vermiyorsunuz. Oda sağ olsun sizin hasta olduğunuzu sizinle temas ettiğini bildiği halde zerre kadar dikkat etmiyor, tedbirlere uymuyor. Bu süreçte 65 yaş üzeri kronik hastalığa sahip birini enfekte ediyor. Enfekte olan hasta yaşı ve kronik hastalığından ötürü kısa sürede kötüleşen klinik tablosu ile önce yoğun bakım akabinde entübe hasta konumuna geliyor ve Allah korusun hayatını kaybediyor. Şimdi filyasyon ekibini yanıltan hasta ve bir hasta ile temas ettiğini bildiği halde tedbirlere riayet etmediği için riskli gruptan birini enfekte eden kişi belki Türk Ceza Kanunların göre Katil olmak ve Cinayete azmettirmekle suçlanmayacak. Bu suçlardan yargılanmayacak ve cezada almayacak. Lakin bir hesap günü olacak ki O Gün Allah’ın verdiği canı ancak Allah alır sen nasıl bir kulu canından edersin deyip hesap verecek. Hatta o hesabı veremeyecek. Yaşadığımız şu zor günlerde Katil olmak ne kadar kolay değil mi? Yüreğiniz bu empatide taraf olmayı kaldırıyor mu? Hazır mısınız sevdiklerinizi bu virüse kurban verdiğinizde acınızı dostlarınızın omuzuna başınızı dayayarak beraber gözyaşı dökerek hafifletemeyecek olmanın ağırlığını kaldırmaya?  Yaşadığımız günlerde yapacağımız en ufak hatanın telafisi çok ağır olacak bunun farkında mısınız?

            “Sağlık Olsun !” Ne güzel bir kelamdır ve dilimize öylesine nakşolmuştur ki bir şey yitirdiğimizde bile yitirdiğimize yanmaz “sağlık olsun!” deriz. Sağlık bu derece önemlidir. Ama unutmayın ki Sağlık olsun demekle maalesef sağlık olmuyor. Bir gönül üstadı “ İnsanı Ölümden Eceli Korur.” Demiş. İnanıyoruz ki hepimiz bu dünyaya bir vakitte geldik ve bir vakit gelecek bu dünyayı terk edeceğiz. Maalesef bu zamanı bilmiyoruz bu zamana ecel diyoruz işte onca vurdumduymazlığımıza rağmen bizi ölümden bu sürenin dolmamış olması yani ecelimiz koruyor. Bu ne güzel bir tevekküldür. Lakin bizim tevekkül anlayışımız elimizden gelen tüm gayreti gösterip tüm tedbirleri aldıktan sonra işi Yaradana sunmak ve O’nun takdirine razı olmaktan ibarettir. Yani ecelimiz gelmediyse nasıl olsa ölmeyiz aymazlığı tevekkül değildir dostlar. Her türlü tedbire riayet ettikten sonra işin sonucunu Yaradanın takdirine sunmak O’na razım olmak tevekküldür.

            “Alabileceğimiz tüm tedbirleri alarak, konan tüm kurallara uyarak hepinize  “Sağlık olsun!” dileklerimi sunuyorum. Unutmayın ki bunu yapmaya mecburuz. Hem kendimiz, hem sevdiklerimiz, hem de her türlü övgüyü hak eden sağlık gönüllülerimiz için…

Total Page Visits: 155 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: