Sahi ne diyorlardı bize?

Ne zaman kendi kendime  “yazmam artık, yazamam.” dediğimde, odanın içinde ya da oramda, buramda kalem kâğıt ararken buluyorum kendimi. Her defasında da hazırlıksız olduğum için tabii, aklıma gelen şeyleri yazamadan bir anda yok olup gidiyor.

Uçup gitmeden yakaladım bu sefer gelen cümleleri… 

Neden öldüğünüzü bilmeniz bile büyük başarı olurdu, böyle yaşamanın sonunda. Kimse ölü olduğuna inanacak halde değil ki, inanmak istediği başka. Kimsenin iz bırakmak gibi bir kaygısı da yok. Yaşamak diye bir şey almış başını gidiyor. Nasıl yaşadığının ve yaşandığının ayırımına varan yok. İşlevini yitirmiş duyu organlarıyla herkes bir sanrı içinde. Seviniyoruz ama neye sevindiğimizi bilmiyoruz. Üzüntüler içinde kıvranıyoruz neye üzüldüğümüzü bilmeden. Ölümü tanıyabilmek için uzun uzun bakmalı yaşamın yüzüne. Bakıyoruz ama gördüğümüzü sandığımız şey başka. Bir yığın insanız. Konuşmaksa konuşmak, kelimelerin bazı anlamlara gelip gelmediğiyle ilgileneni yok.

Nedir yaşamın kanıtı..var..saymakla bitmez..görmekle..duymakla..

Oysa ölüm öyle mi.. Ölümün bir kanıta ihtiyacı yok. İnsan, yaşamın gücüne sahipse yaşar. Yaşamın gücünü görebileceği tek yer ölümün ta kendisi. Yaşam en sonunda var etmiyor, en başında var ediyor ölümü. Ölümlülerle dolu şu dünyada yaşamak dışında elimizde ne kaldı. Benim içinse yaşayan bir karanın öfkesiydi, yaşamın ve ölümün ruhunun yollarını gösteren şey, dinmek nedir bilmeden.

Sahi ne diyorlardı bize..

Hatırladım

Ölümlü

Total Page Visits: 347 - Today Page Visits: 2

Yaşar KARA

Yazarın diğer yazılarına ulaşmak için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: