SEVGİNİN ET’E KEMİĞE BÜRÜNMÜŞ HALİDİR MEVLANA

Hepimiz biliriz ki Sevgi soyut bir kavramdır. Gözle görülmez Elle tutulmaz. Bu gerçek ortada iken size desem ki Sevgi Geçmişte et’e Kemiğe bürünmüştür Belki çoğunuz gülüp geçer. Bu fani alemde Sevgi  et’e kemiğe bürünmüş ve karşımıza Mevlana Celaleddin-i Rûmi adında bir Allah aşığı olarak çıkmıştır. Evet yanlış okumadınız Mevlana Hazretleri bu dünyada Adeta Sevginin et’e Kemiğe bürünmüş halidir. Ömrünü aşka adamış gönül insanı Mevlana Hazretlerinin “Allah’a ulaşacak birçok yol var. Ben Aşk’ı seçtim.” Sözü ile yaşamını aşka ne kadar adadığını en açık şekilde gösterir. insanlara miras bıraktığı Sevgi dilinin yüzyıllardan beri halen diri ve kabul görür olması hayatını aşka adamış olmasından ve bu tahayyülü bile zor olan aşkın merkezine Rabbini koymasından kaynaklandığı şüphesizdir. Hazret bu durumu “Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..” sözü ile adeta ilan eder Cümle aleme.  Aşkın merkezine her türlü noksandan münezzeh olan Allah’ı koyan Mevlana hazretlerinin aşkı ve ondan doğan sevgisi şüphe yok ki kusursuz olacaktır. Mevlana Hazretleri Rabbine öyle tarifsiz bir aşkla bağlanmıştır ki hepimizin korku ve kaygı ile beklediği ölüm gününü Şeb-i Aruz ( Düğün günü) olarak nitelemiş ve Rabbine vuslat sebebi ile hasretle beklemiştir. Vuslat gününe gittiği yolda ise her adımında heybesinden sevgiye dair eşsiz örnekleri ortalığa saçarak insanlığa sevgi dolu bir miras bırakmıştır. İnsanlığa düşen bu mirası doğru algılayıp yaşamaya gayret etmektir.

          Yaşadığımız günlerde en büyük ihtiyacımızın Mevlana Hazretlerinin sevgi dili olduğunda sanırım hepimiz mutabıkız. Son günlerin en çok içimizi acıtan konusu şüphe yok şiddet özelliklede kadınlarımıza şiddettir. Bir gün Mevlana Hazretleri eve girer ve hanımı ona sorar;
“Bu kadar aşıksın Mevlaya şükürler olsun bu aşkı yaşayıp… yaşatana… Peki bana ne kadar aşıksın der;”
Mevlana Hazretleri hanımına şöyle der;

“Sen benim; Yaradan’dan ötürü yaradılanı sevişim,
Bir adım gelene on adım gidişimsin. Ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin
Sen benim; yalandan ve sahteden kaçışım,
Riyadan bıkışım, gerçeği arayışımsın
Ve nihayet doğrunun tadına varışımsın.” Şu dizlerdeki nezakete sevgiye bakar mısınız?  bu sevgiyi hayatımıza nakşetmeye çalışsak bugün kanayan yaramız olmuş kadınlarımıza şiddetin esamesi okunur mu acaba? 

Küskünlüklerin alıp başını gittiği evladın annesi ile bir araya gelemediği günümüzde “Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın.” Diye haykıran Mevlana hazretlerinin yolundan gidebilsek dünya tadından yenmez olur değil mi?  tabir-i caizse.

Yardımlaşmaya Cömertliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç hissettiğimiz şu zamanlarda “Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol.” Öğüdü ufkumuzu açmıyor mu?

Öfke ve şiddetten zulümden adeta kırılan insanlığın şifası  Mevlana hazretlerinin “Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.” Öğüdü değil midir?

Dünyalık hırslar ile birbirinin kusurlarını araştırıp ifşa etmeyi marifet saymaya başlayan insanlık O’nun “Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.” Öğüdünün karşısında utanmaz mı acaba?

Zerre kıymeti olmayan dünyalık nimetlere sahip olmuş kişilerin kibirli kibirli insanlara tepeden baktığı “defineye malik viranelerin” kıymetini bilmesi gerekirken hakir görmeyi tercih ettiği günlerin geride kalması Hazretin “Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.” Öğüdünün hayatımıza nakşedilmesi ile mümkün değil midir?

İnsanın insanı ve kendi gibi düşünmeyen herkesi topyekün reddettiği anlayışsızlıktan şikayetlerin Arş-ı âla’ya yükseldiği şu günlerde Mevlana Hazretlerinin “Hoşgörülülükte deniz gibi ol.” Öğüdü çıkış yolu değil midir?

Herkesin birbirine rol yaptığı hâk’tan , hakikatten yana olanların sayısının  her geçen gün azaldığı , dillerin başka söyleyip bedenlerin başka hareket ettiği şu günlerde “Ya olduğun gibi görün , Ya göründüğün gibi ol.” Öğüdü ne kadar değerli değil mi?

          Bugün insanlık hasta ise ve bu hastalık sevgisizlik ise bilinmelidir ki insanlığın tabibi şüphe yok ki Mevlana Hazretleri ve O’nun sevgi dolu yoludur. Dilerim ki hasta insanlık çaresi olarak ortada alenen duran Tabibe sarılıp yazdığı reçeteyi doğru okuyabilir.

          Ölümünün Sene-i devriyesini yaşadığımız şu günlerde Gönül üstadı , Allah dostu Mevlana Celaleddin-i Rûmi hazretlerini minnet ve hayırla yâd ediyor Rahmet diliyorum.

Total Page Visits: 345 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: