SİZ DİKENLERİ ATARSINIZ; SESSİZLİĞİME DÜŞÜNCE ONLAR ÇİÇEĞE DÖNÜŞÜR


Siddhartha Under The Bodhi Tree
Maria Mikhailas


Hikâyeye göre günlerden bir gün Buddha bir köyden geçiyordu. Dinlenmek için durduğunda insanlar onun alışılmışın dışındaki tarzından dolayı garipseyerek hakkında konuşmaya başladılar, hatta bazıları daha da ileri gidip onu aşağılayarak en söylenmeyecek şeyleri söylediler.

Buddha bir an için durdu. Sessizce, dikkatle onları dinledi ve

“Bana geldiğiniz için teşekkür ederim ama acelem var, bir sonraki köye gitmem gerekiyor, orada beni bekleyen insanlar var. Ne yazık ki bugün size zaman ayıramayacağım fakat yarın daha fazla zamanım olacak. Söylemek isteyip de söyleyemediğiniz bir şeyler kaldıysa sizi yarın dinleyebilirim. Beni bugün için mazur görün” dedi.

Buddha’nın bu yanıtı karşısında insanlar kulaklarına inanamadılar. Bu adam onların söylediği tüm ağza alınmayacak sözlere bir tepki bile vermeden onları sadece dinlemiş, cevap bile vermemişti.

“Bizi duymadın mı? Senin bunlara verecek cevabın yok mu?” diye sordular.

Buddha şöyle söyledi:

”Bir yanıt istediysen geç kalmış durumdasın. On yıl önce gelseydin seni yanıtlayabilirdim. Ama on yıldır başkaları tarafından yönlendirilmeye son verdim.

Artık bir köle değilim, ben kendimin efendisiyim. Ben kendime göre davranıyorum, başkasına göre değil. Ben yaşamımı kendi içsel ihtiyaçlarıma göre şekillendiriyorum. Bu yüzden beni bir şey yapmaya zorlayamazsınız.

Sizler bana yapmak istediğinizi yaptınız. Beni taciz ettiniz, bana hakaretler ettiniz. Bu nedenle kendinizi tatmin olmuş hissedebilirsiniz ama benim açımdan bakıldığında, ben bunların hiçbirini üzerime almıyorum ve almadığım için de benim için bir anlamları yok.”

Buddha sözlerine şöyle devam etti:

“Birisi yanan bir meşaleyi nehre atabilir. Nehre ulaşana kadar meşale yanık kalır. Ama nehre düştüğü anda tüm ateşi söner, nehir onu soğutur.

Ben bir nehir oldum…

Bana ettiğiniz küfürlerin hepsi birer ateştir ama bana ulaştıkları anda benim serinliğimin içinde ateş kaybolur. Ve o andan itibaren küfürleriniz, aşağılamalarınız benim canımı acıtmaz.

Siz dikenleri atarsınız; sessizliğime düşünce onlar çiçeğe dönüşür. Ben kendi yaradılışımın doğasından hareket ediyorum.

Çünkü “Kendiliğindenlik” budur.”

Buddha’nın hikâyesinden yola çıkarak bir kez daha yaşamın sürprizlerle dolu olduğunu ve bu yolculukta karşımıza çıkan her insanın içimizdeki bir parçanın yansıması olduğunu hatırlatmak gerekir. Fakat bunu ancak hatalarınızdan ders alarak ilerlediğinizde fark edersiniz.

İnsanlar kimi zaman bizi kızdırabilir, kimi zaman keyfimizi kaçırıp moralimizi bozabilir. Kimisi bizi aşağılayıp üzebilir, kimisi de bizi överek kendimizi o an için muhteşem hissetmemizi sağlayabilir. Aslında bunların hiçbirinin gerçekten bir önemi yoktur çünkü her biri başkalarının bizim üzerimizdeki yönlendirmeleridir. Oysa bizim amacımız, başkalarının olmamızı istediği kişi olmak değil, kendimiz olmaktır. Olgun insan, başkalarını memnun etmek için uğraşmaz, sırf başkalarından onay alabilmek adına kendini değiştirmeye çalışmaz. Olgun insan içinde saklı duran potansiyel gücün farkında olan, kendini olduğu gibi kabul eden ve yaşamının her alanında sorumluluk alabilen kişidir.

Bu yüzden sadece kendiniz olun. Asla bir başkasına benzemek için uğraşmayın. Sizler siz olduğunuz için değerlisiniz. Kendinize ihanet etmeyin. Ve sizi olduğunuz gibi kabul etmeyen, her fırsatta sizi değiştirmeye çalışan insanları yaşamınızdan uzaklaştırın.

Osho’nun da ifade ettiği gibi ”Sen sensin, ben ise ben. Ben kendi potansiyelimi katmalıyım hayata, sen de kendi potansiyelini katmalısın. Ben kendi varlığımı keşfetmeliyim ve sen de kendi varlığını keşfetmek zorundasın.”

Başkaları gibi değil, kendimiz gibi olmayı, kendi içsel ihtiyaçlarımızı karşılamayı, sorumluluklarımızı ve hatalarımızdan ders alarak, tüm yaşanmışlıklara teşekkür ederek yola devam etmeyi öğrenmeliyiz. En büyük sorumluluğumuz farkında olmaktır. Çünkü değişim ancak kendimizin farkında olmayı başardığımızda gerçekleşir.

Peki ya siz kaç yıldır sizsiniz? Kaç yıldır başkaları tarafından yönlendirilmeye son verdiniz? Ya da hâlâ sizi yönlendirmelerine izin veriyor musunuz? Kendiniz olmayı ve başkaları ne der diye düşünmeden, gerçekten içinizden geldiği gibi yaşamayı başardınız mı?

ÖZGECAN BERDİBEK / Arkeolog

Total Page Visits: 69 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: