YESEVİ FELSEFESİ VE BEKTAŞİLİK-6

Sarı Saltuk Baba’nın 1237-1246 yıllarında hüküm süren Selçuklu Sultanı 2. Gıyasettin Keyhüsrev ile birlikte katıldığı savaşlar vardır.

Katıldığı savaşlardan birinde çarpışıp yendiği ve canını bağışladığı Aliyon isimli Rum genci Müslüman olmayı kabul edince ona “İlyas-i Rumi” vermiş, Rum genci de kendisine “Çok güçlü, kutlu” anlamına gelen “Saltuk” ismini vermiştir. Şerif Hızır sarı saçlı olduğu için de o günden sonra “Sarı Saltuk” adıyla ünlenir. Bu isimlendirmede kolayca bir Dede Korkut çağrışımı görülmektedir.

Sarı Saltuk Baba Rumeli’de de sayısız savaşlar yapmış ismini verdiği Babadağ ve Babaeski’yi fethetmiştir.

Saltukname 3 ciltten oluşmuştur. İlk ciltte 14, 2. Ve 3. Ciltlerde 9’ar bölüm bulunan Saltukname toplam 32 bölümden oluşmaktadır.

Sarı Saltuk Baba’nın Asya ve Avrupa’yı kapsayan geniş bir alanda faaliyet gösterdiği ve bu geniş coğrafyada ki gayretlerinin hedefi ilahi adaleti, doğruluğu ve dürüstlüğü bu bölgelere götürmek, insanlar arasında sevgi, saygı ve kardeşliği yüceltmektir.

Eserin başından sonuna kadar etkin bir “İslam” ve “Türk” vurgusu vardır. Gaye ilayı kelimetullahtır (Allah’ın birliğine, Peygamberin resulü olduğuna, Kuran’a ve resulün ehlibeyt’ine inanmak).

 Bunu gerçekleştirenler ise Türklerdir. Hacı Bektaş Veli, Sarı Saltuk gibi şahsiyetler bu fikriyatın temsilcileridir.

Hoca Ahmet Yesevi’den, Hacı Bektaş Veli’ye, Sarı Saltuk Baba’ya ve devamı niteliğinde ki Odman Baba’ya, Kızıldeli’ye sonra da Budapeşte’de ki Gül Baba’ya kadar uzanan silsilede yer alan herkesin hayatı efsanelerle doludur. Bu durum maddi hayat ile ilgili olmaktan ziyade manevi bir atmosfer ve kültürün oluşturulmasıyla alakalıdır.

Buraların Türkleşmesi de Anadolu’da olduğu gibi tekke ve zaviyelerin kurulması ile başlamıştır. Sosyolojik anlamda şehirleşmeyi, şehirde değişik dinlerden ve kökten insanların birlikte huzur ve barış içerisinde, karşılıklı sevgi, saygı ve hoşgörü esasları çerçevesinde güvenlik endişesini yok etmeyi ve nihayetinde üstün meziyetli insanlar ve medeni topluluklar haline gelmeyi, içteki uyum kadar dışarısı ile münasebetlerde de sevgi ve barış yolu hedeflenmiş gerçekleştirilmiştir.

Hakka yürüdükten sonra yaşadığı coğrafyanın uzak, yakın tüm komşu kralları tarafından cenazesinin istenmiş olması çok manidardır. Yaşamı savaşlar ile geçen bir Tasavvuf önderinin cenazesinin tüm komşu krallar tarafından istenmesinin ardında yatan gerçek onun “tebliğ” ve “İnsan Kardeşliği” tezini hayata geçirmede ki başarısını ve onun ne kadar ulu bir Alperen olduğunun göstergesidir.

Saltukname’nin bir yerinde Sarı Satuk’un hakka yürüyüşünün bir savaş esnasında aldığı yara sonucu meydana geldiğini görüyoruz.

Sarı Saltuk’un kendisine yardıma gelenlere son sözleri “ben giderem, siz yuyup kefenleyin, alıp çerağım katına (Babaeski’deki tekkeye) iletin. Eğer çevre beyleri gelip sizden benim naşımı isteyeler, birer tabut düzün tursun (dursun), Kafirlere karşı ağlaman”

Sarı Saltuk Baba Saltukname’ye göre 99 yıl yaşamıştır. Hakka yürümeden önce dervişlerine “beni 12 yerden isterler” (kimi kaynaklarda bu 7 olarak geçer) demiştir. Sözüne uygun olarak önceden hazırlanan tabutlar gelen beylere verilir. Tabutu alan herkes naşı tabutun içinde görür ve alıp memleketlerine götürür. Böylece de sarı Saltuk’un kerameti gerçekleşmiş olur.

Saltukname’ye göre tabut alarak ülkesine götüren krallar ve beyler şunlardır. 1-Tatar hanı, 2-Eflak, 3-Boğdan, 4-Rus, 5-Üngürüs (Macar), 6-Kaligra (Varna/Bulgaristan), 7-Leh (Polonya) 8-Çeh (Çek), 9-Bosin, 10-Beravati (Hırvat), 11-Dobruca (Babadağ/Romanya), 12-Edirne (Babaeski)

Saltukname’de sözü edilen birden fazla tabut olayı az farklılıklarla Evliya Çelebi Seyahatnamesi ve Hacı Bektaş Velayetnamesi’nde de anlatılmaktadır.

Devam edecek olan yazı dizimizin gelecek (son) bölümünde görüşmek üzere sağ ve sağlıklı kalın

Total Page Visits: 162 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: