YESEVİ FELSEFESİ VE BEKTAŞİLİK-7

Sarı Saltuk Alp Eren’in Türkologlar tarafından tespit edilen geniş bir coğrafyada (Balkanlar, Rusya ve Anadolu) 40’a yakın makam ve kabri olduğu söylenmektedir.

Sarı Saltuk’a ait türbe ve zaviyelerle, o devirde yaşamış dervişlerin faaliyetleri hakkında yazılmış tahrir kayıtlarına göre;

F.W Hasluck; Kaligra (Varna/Bulgaristan), Babaeski (Türkiye), Babadağ (Romanya), Kruya ve Ohri (Makedonya) bölgelerindeki türbe ve makamları araştırmıştır.

Ragıp Ören. Bor’daki türbeyi tanıtmıştır.

Nazmi Sevgen, sarı Saltuk ile Aiyos-Spiridon arasındaki ilişkiyi ele aldığı yazı dizisinde Babadağ (Romanya), Tunceli, Diyarbakır, Babaeski, Bor ve Rumeli Fenerinde bulunan türbe ve makamları anlatmıştır.

Machiel Kiel, babadağ’daki türbeyi ve türbenin tarihini incelemiştir.

Grace M. Smith; Babaeski, İznik, Bor, Diyarbakır, Babadağ (Romanya) ve Blagay’da (Bosna-Ersek) bulunan türbe ve makamlar hakkında genel bilgi vermiştir.

Sarı Saltuk Baba’nın vefatından sonra ona bağlı Türkmenlerin bir kısmı Baba’nın defnedildiği yere, bir kısmı Tatar içlerine, bir kısmı da Halil Ece önderliğinde Çanakkale’yi aşarak Lapseki’ye çıktılar.

Karesi Beyliği Sarı Saltuk Türkmenlerini yeni fethettiği Kaz Dağlarına yerleştirdi. O zamandan sonra “Kaz Dağları Türkmenleri” olarak anıldılar.

Rumeli’nin yeniden fethedilmesinden sonra Kaz Dağlarındaki Türkmenlerden bir grup Yakup Ece önderliğinde Rumeli’ye geçerek pirlerinin başlattığı mukaddes görevi sürdürmek için “Akıncı gaziler” teşkilatlarının çekirdeğini teşkil ettiler.

Sarı Saltuk Baba’nın kişiliği ve toplumları etkilemesini Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde anlatılanlarda görebiliriz. Evliya Çelebi onu “Sultan” olarak nitelendirmekte, ziyaret ettiği türbe için “Hazreti Sultan Saltuk’u ziyaret eyledik. Çok şükür şimdi görüp Hakk’a ibadet eyledik” diye yazdığı ifade edilmektedir.

Tarihi kayıtlara göre Sultan 2. Beyazıd, Kili ve Akkirman kalelerini fethe giderken ve Kanuni Sultan Süleyman ise 1538 yılında Boğdan seferine giderken Sarı Saltuk’un türbesini ziyaret etmiştir.

Sarı Saltuk Baba’nın yüzyıllar boyunca halkın dilinde destanlar ve efsanelerle yaşatıldığı, Bilhassa Ahmet Yesevi ve Hacı Bektaş Veli felsefesini gittiği toplumlara yansıtması nedeniyle hem Bektaşi kesimlerde hem de Gayrı Müslim kesimlerce sahiplenilmiş olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Bilhassa Ortodoks Bulgar halklarında bir aziz gibi (Sveti Nikola –Aziz Nikola-, Aziz Spyridon, Aziz Noum) kabul görmesi etkisinin sınır ve zamanları aşan önemli bir önder olduğunun tarihi göstergesidir.

Balkanların önce Osmanlı’dan kopması, ardından bir çoğunun Komünist veya kökten dinci idarelerin etkisine girmesi nedeniyle Sarı Saltuk Baba ismini unutturmaya yönelik bir döneme girildi. Birçok yerdeki mezar, türbe ve makamlar yıkıldı, bazıları Hristiyan azizi mezarına dönüştürüldü, hakkındaki belgeler yakılıp yok edildi.

Ancak gerek Balkanlar’da, gerekse Anadolu’da Alevi-Bektaşi ocakları ve soyları sarı Saltuk’a dayanan aşiret ve aileler onu daima yaşattılar

Bilhassa Balkanlar’da onun oluşturduğu kültür dairesinde yetişen Türk, Boşnak, Arnavut vb. Müslüman halklar onun manevi koruyuculuğu ve yol göstericiliğini hissedere yaşamlarını sürdürdüler.

Bugün bile Sarı Saltuk Baba gibi anlayış ve etkisi sınırları, dilleri, inançları ve etnik kökenleri aşan bir önderin mesajlarını dikkatle değerlendirme ihtiyacımız olduğu gerçekliğinin altını çizmeliyiz.

Sarı Saltuk baba’nın etkisini perçinleyen kendisine de, Allah’ın yarattığı tüm insanlara da aynı gözle bakıyor oluşuydu. O hiçbir zaman halka doğruluğu tavsiye etme ve kötülüklerle savaş vazifesinden vazgeçmedi. Herkesi de bu yola teşvik etti.

Tavsiyelerini “Oğlum; senden dilerim ki benim nasihatlerimi tut. Adalet ve doğruluk içinde yaşa, Halkı hoş tutun, asla haram yemeyin, kimsenin hakkına el uzatmayın, haksız yere kan dökmeyin, mal ve mülk ile gururlanmayın, zalime ve müfside yüz vermeyin, bilim adamlarını ve günahsızları sevin ve rağbet edin. Okuyun ilime önem verin, hariciye ve münafıklara acımayın, en önemlisi Oğuz lisanını nesiller boyu devam ettirin ki var olasınız” sözleri Sarı Saltuk Baba’nın anlayışını ortaya sermektedir.

Balkanlar Sarı Saltuk Baba döneminde Haçlıların, Bizanslıların, Bulgarların, Moğolların, Slavların, Sırpların ve bir çok farklı halkın birbiriyle kesişme ve çatışma noktası olması yanında değişik din ve inançların da kesişme ve çatışma noktasıydı.

Böyle bir ortamda en klasik davranış şekli her din ve milliyet mensubunun diğerlerini yok etme ya da bölgeden çıkarmaya çalışması gerekirken, Sarı Saltuk Baba birlikte yaşama kültürünü savunup hayata geçirerek olağanüstü bir davranış ve başarı sergilemiştir.

Osmanlı Devletinin hayata geçirdiği medeniyet projesinin Anadolu’daki kökleri olan manevi mimarların (Hacı Bektaş Veli, Mevlana Celaleddin Rum-i, Yunus Emre, Hacı Bayram Veli, Ahi Evran vb.) yaktıkları çerağların etkileri yüzyıllarca çizdikleri gibi şekillenmişse, Balkanlar ve Rumeli’de ki medeniyet hamleleri de Sarı saltuk Baba’nın mimarlığında şekillenmiştir.

Bir Türkmen önderi, bir tasavvuf önderi, bir Alperen olan Sarı Saltuk Baba Balkanlar’da gerçekleştirdiği hak ve adalet üstüne kurulu idare şekli ile 7 kralın hüküm sürdüğü bölgede 7 kral tarafından da hürmet ve kabul görmüş ve vefat ettiğinde de sahip çıkılan bir şahsiyet haline gelmiştir.

Saltukname’de ki değerlendirmeler ışığında ele alarak günümüzün Saltuk Baba’sını anlamak istersek;

  1. Allah’ın, onun Resulü peygamberimizin, Kuran’ın ve Resulümüzün Ehl-ibeyt’inin yolundan ayrılmamak.
  2. Varlığınızı çağlar boyu sürdürmek isterseniz öz diliniz olan Oğuz dilini kullanın ve unutturmayın. Komşularınız ile iyi geçinin.
  3. Daima doğru, çalışkan, adaletli olmak, kul hakkı yememek ve kul hakkına el uzatmamak.
  4. Cesaretli olmak, hak için mücadeleden çekinmemek, kötülerle ve kötülüklerle savaşarak zulme rıza göstermemek.
  5. İlim öğrenmek, öğretmek ve teşvik etmek.
  6. Faziletli olmak
  7. İnsanları sevmek, aralarında ayrım gözetmemek, kimseyi ötekileştirmemek, yardımsever ve şefkatli olmak.
  8. Toplumlar arası ilişkilere önem vermek, dünyanın her tarafını ilgi alanı dahilinde görmek.
  9. Fakirlere, yoksullara sahip çıkmak, toplumsal dayanışmaya önem vermek.

10-Hayvanları sevmek, doğaya sahip çıkmak ve korumak.

Tüm bunlar genel anlamda barış içinde yaşayabilme, ortak hedefler oluşturarak huzur ve refaha yönelebilmek için gerekli objektif unsurlardır.

Günümüz insanlığı bunlara her zamankinden daha çok muhtaç görünmektedir,

Sarı Saltuk bir ayak izidir. Yeter ki onun bu ayak izlerine basarak yürüyecek kadar cesaretli olalım, onu anlayarak yolundan gidelim.

Yazı dizimizin sonuna geldik. Diğer yazılarımızda  görüşmek üzere sağ ve sağlıklı kalın

Total Page Visits: 108 - Today Page Visits: 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: